Cumhuriyet Halk Partisi Milli Savunma Bakanlığı'ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, son dönemde yaşanan gelişmelerin siber saldırı kaynaklı güvenlik risklerini Türkiye açısından stratejik düzeyde ele almayı zorunlu kıldığını belirterek, siber savunma ve siber emniyet alanlarında kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım çağrısında bulundu.
KRİTİK ALTYAPILAR HEDEFTE
Bağcıoğlu, son aylarda çeşitli Avrupa ülkelerinde devlet kurumları ve özel sektör kuruluşlarının siber saldırılara maruz kaldığını hatırlatarak, özellikle enerji, sağlık, iletişim ve kritik altyapı tesislerinin hedef alındığını, çok sayıda vatandaşın kişisel verisinin de ele geçirildiğini ifade etti.
Bu gelişmelerin, devletlerin ve devlet dışı aktörlerin siber kapasitesini sistematik biçimde artırdığını gösterdiğini vurgulayan Bağcıoğlu, hibrit tehditlerin giderek daha karmaşık ve çok boyutlu hâle geldiğine dikkat çekti.
SİBER SALDIRI, ELEKTRONİK HARP VE PSİKOLOJİK HAREKÂT BİRLİKTE KULLANILIYOR
Bölgede yaşanan çatışmalarda siber saldırı, elektronik harp, bilgi destek ve psikolojik harekât unsurlarının birbirini tamamlayacak şekilde kullanıldığını belirten Bağcıoğlu, modern güvenlik anlayışında bu unsurların artık ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu kaydetti.
İSPANYA VE YUNANİSTAN ÖRNEKLERİ DİKKAT ÇEKTİ
İspanya’da kısa süre içerisinde meydana gelen en az dört tren kazasının kamuoyunda endişe yarattığını hatırlatan Bağcıoğlu, ilk resmî açıklamalarda kazaların altyapı sorunları, hava koşulları ve insan hatası gibi nedenlerle ilişkilendirildiğini aktardı. Mevcut açık kaynak temelli teknik bulguların, bu kazaların doğrudan bir siber saldırı sonucu gerçekleştiğine işaret etmediğini vurgulayan Bağcıoğlu, eş zamanlı sinyalizasyon çökmesi, merkezi kontrol kaybı ya da emniyet sistemlerinin devre dışı kaldığına dair somut bir verinin bulunmadığını ifade etti.
Yakın dönemde Yunanistan’da hava trafik kontrol sisteminin bilinmeyen bir nedenle devre dışı kalmasının da kritik ulaşım altyapılarının hibrit tehdit ortamında ne denli kırılgan olabildiğini gösterdiğini belirtti.
ULAŞTIRMA ALTYAPILARI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
Her iki örnekte doğrudan bir siber saldırı tespiti yapılmamış olsa dahi, demiryolu ve havacılık altyapılarının yüksek riskli ve stratejik nitelikte olduğunun açıkça ortaya çıktığını belirten Bağcıoğlu, bu alanların hibrit tehdit ortamında kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
ULUSAL SİBER SAVUNMA TATBİKATLARI ÇAĞRISI
Bağcıoğlu, yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yalnızca olaylara tepki veren bir yapı olmaktan çıkarak; önleyici, sürekli ve bütüncül bir siber savunma anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Finans, enerji, sağlık, ulaştırma ve iletişim gibi kritik sektörlerde; kamu, özel sektör, Türk Silahlı Kuvvetleri ve akademik yapıları kapsayan ulusal siber savunma tatbikatlarının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
SİBER SAVUNMA KANUNU VURGUSU
Siber tehditlerin ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, mevcut dağınık mevzuatı tek çatı altında toplayacak, devletin yetki ve sorumluluklarını netleştirecek ve vatandaşları koruyacak bir Siber Savunma Kanunu’na ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
“SİBER SAVUNMA VE SİBER EMNİYET BİRLİKTE ELE ALINMALI”
Açıklamada, siber savunma ile siber emniyet kavramlarının birlikte ele alınmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Siber savunmanın kasıtlı ve düşmanca saldırılara karşı caydırıcılık ve karşılık verme kapasitesini ifade ettiğini belirten Bağcıoğlu, siber emniyetin ise sistemlerin kaza, ihmal, teknik arıza ve zincirleme hatalara karşı dayanıklılığını kapsadığını ifade etti.
Ulaştırma, enerji, sağlık, iletişim ve finans gibi kritik alanlarda denetimlerin artırılması, senaryo temelli stres testlerinin yapılması ve kurumsal sorumluluk zincirlerinin net biçimde tanımlanmasının artık bir tercih değil, doğrudan ulusal güvenlik zorunluluğu olduğu vurgulandı.