CHP Millî Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, son dönemde ABD ordusu Venezuela'ya saldırması, dünyada ve Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan krizlere dikkat çekerek, millî güvenlik anlayışının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Bağcıoğlu, günümüzde millî güvenliğin yalnızca askerî güçle sağlanamayacağını belirterek, devletlerin ayakta kalabilmesi ve toplumun beka ile refahının korunması için bazı temel unsurların vazgeçilmez hâle geldiğini ifade etti.
“Toplumsal dirençlilik hayati önemde”
Toplumsal dirençliliğin, bir toplumun krizlere, şoklara ve uzun süreli streslere karşı ayakta kalabilme, uyum sağlama ve toparlanma kapasitesi olduğunu dile getiren Bağcıoğlu, bu yapının millî güvenliğin temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekti. Bağcıoğlu, kurumsal kapasite, toplumsal güven, sosyal dayanışma, ekonomik süreklilik, doğru bilgiye erişim ve psikolojik dayanıklılığın toplumsal dirençliliğin ana bileşenleri olduğunu söyledi.
“Demokratik yönetim güvenliğin temel dayanağıdır”
Demokratik yönetim ve hukukun üstünlüğünün, toplumsal istikrar ve güvenliğin temel dayanağı olduğunu belirten Bağcıoğlu, şeffaf, hesap verebilir ve öngörülebilir bir yönetim anlayışının devletin meşruiyetini güçlendirdiğini vurguladı. Bu yapının, kriz dönemlerinde toplumsal güveni koruduğunu ve kutuplaşmayı sınırlandırarak toplumun belirsizliklere karşı direncini artırdığını ifade etti.
“Siyaset dışı, güçlü ve modern bir ordu şart”
Açıklamasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin rolüne de değinen Bağcıoğlu, barışta caydıran, savaşta kazanan bir ordu yapısının önemine işaret etti. Bağcıoğlu, siyaset dışı ve anayasaya bağlı bir kurumsal duruşla; güçlü askerî kapasitenin, yüksek eğitim ve disiplin, modern teknoloji ve etkin komuta-kontrol sistemiyle birleştirilmesi gerektiğini belirterek, bu yapının tehditleri ortaya çıkmadan sınırlandıracağını, çatışma hâlinde ise hızlı ve sonuç alıcı bir üstünlük sağlayacağını kaydetti.
Bağcıoğlu, millî güvenliğin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, toplumsal, siyasal ve askerî unsurların birlikte güçlendirilmesinin Türkiye’nin geleceği açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.