İzmir'de Son Dakika

Ege Üniversitesi’nden Güneş Sistemi’nin geçmişini yerinden oynatan araştırma

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yıldız’ın yürüttüğü çalışma, genç Güneş’in milyarlarca yıl önce süper-dünya kütlesinde bir gezegeni yutmuş olabileceğini ve bu devasa olayın izlerinin bugün hâlâ Güneş’in iç yapısında ölçülebildiğini ortaya koydu.
Ege Üniversitesi’nden Güneş Sistemi’nin geçmişini yerinden oynatan araştırma
Haberler / Eğitim
17 Eylül 2026 Perşembe 11:00

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yıldız, Güneş Sistemi’nin geçmişine ışık tutacak bir araştırmaya imza attı. Dünyanın en prestijli astronomi dergilerinden biri olan Monthly Notices of the Royal Astronomical Society (MNRAS) dergisinde yayımlanan çalışma; genç Güneş’in, yaklaşık 5 ila 10 Dünya kütlesinde kayalık bir gezegeni yutmuş olabileceğini ve bu olayın parmak izlerinin bugün Güneş’in derinliklerinde aranabileceğini gösteriyor.

Çalışmasıyla ilgili bigli veren Prof. Dr. Mutlu Yıldız, “Çalışmanın çıkış noktasını, standart Güneş modelleri ile hassas helyosismik gözlemler arasında uzun süredir devam eden uyuşmazlıklar oluşturuyor. Özellikle Güneş’in konvektif bölgesinin altındaki ses hızı yapısı ve yüzeyindeki belirgin lityum eksikliği, bilim insanları için büyük bir soru işaretiydi. Araştırmam, Dünya’dan birkaç kat daha büyük bir gezegenin genç Güneş’e düşmüş ve onun iç yapısında kalıcı bir kimyasal iz bırakmış olabileceğini gösteriyor. Güneş’in evrimini modelleyerek elde ettiğim sonuçları iç yapısına ilişkin çok hassas gözlemlerle karşılaştırdığımda, gezegen yutulması senaryosunun standart Güneş modelleri ile gözlemler arasındaki bilinen uyuşmazlıkların önemli bir bölümünü açıklayabildiğini buldum” dedi.

Türk kültüründen gelen isim: “Dev Dilek”

Prof. Dr. Yıldız, MESA yıldız evrimi koduyla gerçekleştirdiği simülasyonlarda farklı senaryoları sınadı. En başarılı sonuçları veren ve yaklaşık 5,6 Dünya kütlesindeki bir gezegene işaret eden modele ise Türk kültüründen esinlenerek bir isim verildi. Gezegenin isimlendirilmesiyle ilgili konuşan Prof. Dr. Yıldız, “Bu varsayımsal gezegene ‘Dev Dilek’ adını verdim. ‘Dev’, gezegenin süper-dünya boyutlarına; ‘Dilek’ ise Merkür’ün eski Türk kültüründeki Tilek/Dilek adıyla ilişkisine gönderme yapıyor. Gezegenin kendisi artık var olmasa bile, modeller onun izlerinin Güneş’in içinde milyarlarca yıl boyunca korunmuş olabileceğini gösteriyor” diye konuştu.

Kozmik parmak izleri

Hesaplamaların belirli bir kütle aralığında birleşmesinin kendisi için de şaşırtıcı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, “Araştırma, sadece tek bir anomaliyi değil, Güneş’in ses hızı profilinden helyum bolluğuna kadar pek çok farklı ölçümü aynı anda açıklayabiliyor. DD1020 adı verilen model, Güneş’in iç yapısındaki fiziksel ve kimyasal koşulların gezegen kökenli ağır elementlerle nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Gezegen yutulmasının Güneş’in iç yapısını etkileyebileceğini düşünüyordum; ancak hesapların böylesine belirli bir süper-dünya kütlesi aralığında birleşmesini beklemiyordum. Bu, çalışmanın en ilginç sonuçlarından biri oldu” dedi.

Araştırmada gezegenin Güneş’e girdikten sonraki fiziksel kaderini ele aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Yıldız,  “Basınç altında gezegen yapısı, Roche kararlılığı, aerodinamik sürüklenme ve ablasyon hesapları; kompakt, kayalık bir süper-Dünya’nın Güneş’in konvektif zarfından geçerken çok az kütle kaybedebileceğini ve konvektif bölgenin tabanına büyük ölçüde bütünlüğünü koruyarak ulaşabileceğini gösteriyor. Modelde gezegen kökenli ağır element bakımından zengin madde konvektif bölgenin altında yoğunlaşıyor. Bu yerel zenginleşme opasiteyi ve iç tabakalaşmayı değiştiriyor. Üstelik etki, standart Güneş modellerinin helyosismik gözlemlerle en belirgin uyuşmazlıklardan birini gösterdiği bölgede ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Gelecek gözlemler için güçlü bir senaryo

Sonuçların kesin bir kanıttan ziyade, sınanabilir güçlü bir senaryo olduğunu belirten Prof. Dr. Yıldız, “Güneş’in bir gezegeni yuttuğunu bugün kesin olarak kanıtladığımızı söylemek doğru olmaz. Ancak modellerin öngördüğü yapısal ve kimyasal izler helyosismik veya başka bağımsız gözlemlerle doğrulanabilirse, milyarlarca yıl önce gerçekleşmiş böyle bir olay için çok güçlü kanıt elde edilebilir. Şimdi sıradaki temel soru, bu parmak izlerini bağımsız olarak tespit edip edemeyeceğimizdir” dedi.

 

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika