Fransa’dan haberler gelmeye devam ediyor.
Öğrencileri başlattığı barışçıl eylemler, geçim sıkıntısı konut krizi derken pek çok ev ve iş yerinin zarar gördüğü çok geniş çaplı protestolara dönüştü.
Fransa, Türkiye’nin ihracat alanında önemli bir müşterisi olduğu için hem ekonomik hem de siyasi olarak uzun zamandır takip ettiğim bir ülke.
Ancak olayları daha net aktarabilmek adına uzun yıllardır Avrupa’da yaşamış olan, orada vergi veren, ev sahibi olan, çocuk yetiştiren, expat bir arkadaşıma durumu sormaya karar verdim.
Anlattıkları şu şekilde;
‘Sinan biliyorsun, Macron’un Cumhurbaşkanlığı çok verimli geçmiyor. Bir süre ülkeyi yönetecek başbakan bile bulamadılar. Üzerine Marine Le Pen’in geçirdiği bir dava süreci ve siyasi yasaklı hale gelmesi var.
Ancak bu durum Fransa’da aşırı sağın yükselmesine engel olmadı. Le Pen’in bıraktığı boşlukta Jordan Bardella’nın yıldızı parladı.
Tabii iş sadece aşırı sağ meselesi değil. Her ne olursa olsun ‘aşırı’nın güç kazanması.
Çünkü benim gördüğüm kadarıyla Fransızlar Macron’u fazla pasif ve etkisiz buluyor. Her ülkenin sorunu var ama halk bu sorunlara öyle ya da böyle hızlıca çözüm istiyor. Macron’a olan destek düştüğü için bu şekilde radikal adımlar atamıyor. En son emeklilik yaşını arttırmaya çalıştığında ortalık yine birbirine girmişti.
Bu olaylara baktığımızda da iyi ya da kötü olsun çözüm önerisini sunan aşırı uçlar olduğu için halk artık bir değişim istiyor.
Beklemekten sıkıldılar. Mesela Javier Milei’ye, Meloni’ye falan hayran olan bir kesim var. Onlar ülkelerini çok mi iyi yönetiyor. Bence hayır. Ancak sorunlara çok hızlı şekilde kimi zaman kırıp dökerek çözüm arıyorlar.
Fransa’da değişim zamanı geldi. Macron’u göndermek istiyorlar. Ancak Macron kendisine olan destek çok azalmasına rağmen görev süresini tamamlamakta ısrarcı. Ben çıkan olayların bu nedenle olduğunu düşünüyorum.’
Evet, anlatılanlar içeriden bu şekilde. Ben bu olaylar sonucunda da Macron’un yine de görevi bırakacağını düşünmüyorum. Le Pen’in ise yönetimi devralması Türkiye’ye karşı tutumu nedeniyle ne bize ne de Fransız halkına faydalı olacağını öngörüyorum.
Eğer erken seçime gidilmezse Fransa’da takvim Nisan 2027 olarak görülüyor. O zamana kadar neler olacak, bakıp göreceğiz.