İzmir'de Son Dakika

İzmir’in kaderinin belirlendiği Klaros’ta kazılar sürüyor: Antik dünyanın kehanet merkezi

İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan Klaros Antik Kenti, binlerce yıl önce savaşlardan salgınlara, kentlerin kuruluşundan önemli siyasi kararlara kadar pek çok konuda kehanet aranan merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Apollon’a danışmak için Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan ziyaretçi ağırlayan kutsal alanda, arkeolojik kazılarla geçmişin izleri ortaya çıkarılıyor.
İzmir’in kaderinin belirlendiği Klaros’ta kazılar sürüyor: Antik dünyanın kehanet merkezi
Haberler / Yerel Yönetimler
11 Ekim 2026 Pazar 09:26

İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan Klaros Antik Kenti, binlerce yıl önce savaşlardan salgınlara, kentlerin kuruluşundan önemli siyasi kararlara kadar pek çok konuda kehanet aranan merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Apollon’a danışmak için Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan ziyaretçi ağırlayan kutsal alanda, arkeolojik kazılarla geçmişin izleri ortaya çıkarılıyor.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Zunal başkanlığında yürütülen kazılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle devam ediyor. MÖ 13’üncü yüzyılda kurulan Klaros, MS 4’üncü yüzyılda Hristiyanlığın resmi din haline gelmesine kadar pagan kutsal alanı ve kehanet merkezi olarak kullanıldı.

AVRUPA’DAN AFRİKA’YA ZİYARETÇİLERİ AĞIRLADI

Klaros’un, Didim’deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan’daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Onur Zunal, merkezin dönemin önemli kararlarında etkili olduğunu anlattı. İmparatorlar, komutanlar ve kent yöneticileri önemli kararlar öncesinde Apollon’a danışırken Klaros, yalnızca Batı Anadolu’dan değil İtalya, İspanya, Hırvatistan, Romanya ve Moritanya gibi bölgelerden de ziyaretçi aldı.

İZMİR’İN BUGÜNKÜ YERİNE TAŞINMASI KEHANETLE İLİŞKİLİ

Klaros’un geçmişinde İzmir’in kuruluşuyla bağlantılı bir kehanet de bulunuyor. Zunal’ın aktardığına göre Büyük İskender, Kadifekale’de gördüğü rüyanın ardından komutanı Lysimakhos’u Klaros’a gönderdi. Lysimakhos’un gerçekleştirdiği kehanet ritüelinin ardından Apollon kahini, yeni kentte yaşayacak insanların eski kenttekilere göre üç, hatta dört kat daha mutlu olacağını bildirdi. Böylece İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanet Klaros’ta verildi.

KAZILARDA DEPREMİN İZLERİ ARAŞTIRILIYOR

2026 yılı kazıları temmuz ayının ortasında başladı. Arkeolog, mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatlardan oluşan ekip, kutsal alanın farklı bölümlerinde çalışmalar yürütüyor.

Kazıların sürdüğü alanlardan biri, kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusunda bulunuyor. MS 1’inci ve 2’nci yüzyıllarda ziyaretçilerin konakladığı düşünülen bu bölümde, günümüzün motel veya pansiyonlarına benzetilen “katagogeion” yapıları yer alıyor.

Çalışmaların devam ettiği bir diğer alan ise kutsal alanın ana kenti Notion yönünde, güneyde bulunan yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik yapı birimi. MS 1’inci ve 3’üncü yüzyıllar arasında kullanılan yapının işlevi henüz kesin olarak belirlenemedi. Günlük kullanım kapları ve sikkeler, yapının tarihlendirilmesine yardımcı oluyor.

Zunal, bu yılki çalışmalarda yapının ilk evresinde bir yıkım yaşandığının, ikinci evrenin ise bu enkazın üzerine kurulmuş olabileceğinin tespit edildiğini belirtti. Yapının deprem nedeniyle işlevini yitirmiş olabileceği değerlendiriliyor.

APOLLON TAPINAĞI 450 YILDA TAMAMLANAMADI

Klaros’un merkezindeki Apollon Tapınağı, boyutları ve inşa süreciyle dikkat çekiyor. MÖ 300’lü yıllarda yapımına başlanan tapınak, Augustus, Tiberius ve Hadrianus dönemlerinde verilen desteklere rağmen tamamlanamadı. Yaklaşık 450 yıl süren inşaatın ardından ortaya çıkan yapının uzunluğu 44, genişliği ise 22 metreye ulaşıyor.

Tapınağın uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında 6 sütun bulunuyor. Her biri 11 mermer tamburdan oluşan sütunların yalnızca başlıklarıyla birlikte yaklaşık 75-80 ton ağırlığa ulaştığı belirtiliyor. Üst yapısıyla birlikte tapınağın yüksekliği ise yaklaşık 13-14 metreyi buluyor.

MERMERLER DENİZ YOLUYLA TAŞINDI

Klaros’un farklı bölgelerle kurduğu bağlantının izleri, tapınakta kullanılan mermerlerde de görülüyor. Marmara Adası’ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından ve Paros Adası’ndan getirilen mermerler kutsal alanda kullanıldı.

Zunal, Marmara Adası’ndan Klaros’a mermer taşıyan bir kargo gemisinin bugünkü Teos yakınlarında, Kızılburun açıklarında battığını anlattı. Kazısı yapılan geminin yükünde, Klaros’a götürüldüğü belirlenen Dor düzeninde bir sütun başlığı ve bir sütuna ait parçalar bulundu. Bu bulgular, mermerlerin kara ulaşımının yanı sıra deniz yoluyla da taşındığını ortaya koydu.

KAPLUMBAĞALAR VE DEFNELER ANTİK GELENEĞİ YAŞATIYOR

Klaros’ta geçmişin izleri yalnızca mimari kalıntılarla sınırlı değil. Bugün kutsal alanda görülen kaplumbağalar, Apollon’un çaldığı ve icat ettiği anlatılan lira isimli telli çalgıyla ilişkilendiriliyor. Liranın ses kutusunun kaplumbağa kabuğundan yapıldığı, lira ve lira çalan Apollon figürinlerinin ise dönemin önemli adak eşyaları arasında yer aldığı belirtiliyor.

Sunakların çevresinde yetişen defne ağaçları da kutsal alanın antik dönemle bağını sürdürüyor. Mitolojide Apollon’un sevgilisi Daphne’nin defne ağacına dönüşmesiyle ilişkilendirilen bitki, tanrının kutsal ağaçlarından biri olarak kabul ediliyor. Defne yapraklarının ve taçlarının kehanet ritüellerinde kullanıldığı da biliniyor.

KEHANET MERKEZİ ZAMANLA ATÖLYELERE DÖNÜŞTÜ

Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nun resmi dini haline gelmesiyle pagan kutsal alanları eski işlevlerini kaybetmeye başladı. Klaros’ta da MS 5’inci ve 7’nci yüzyıllarda kutsal alanın kullanımında değişim yaşandı. Zunal, bu dönemde kentten kutsal alana doğru bir yerleşimin geliştiğini ve bazı yapıların atölye olarak kullanıldığını belirtti.

Son üç yıldır bu alana yoğunlaşan ekip, bir demirci atölyesinin varlığını tespit etti. Bulunan yarı mamuller ve cüruflaşmış tuğlalar ise yakın çevrede bir tuğla atölyesinin de bulunmuş olabileceğine işaret ediyor.

HOMEROS HEYKELİNİN BAŞI VE GÖVDESİ 40 YIL SONRA BİRLEŞTİ

Klaros’ta ortaya çıkarılan önemli eserlerden biri de Homeros heykeli oldu. Heykelin gövdesi, 1952 yılındaki kazılarda iki parça halinde bulundu ve İzmir’deki müzeye götürüldü. Homeros’un başı ise 1992 yılı kazılarında ortaya çıkarıldı ve Selçuk’a gönderildi.

İki parçanın aynı heykele ait olduğu daha sonra anlaşıldı ve baş ile gövde 2000’li yılların başında yeniden bir araya getirildi. MÖ 200-180 yılları civarında yapıldığı belirlenen heykelin, Apollon, Artemis ve Leto’dan oluşan üçlü kült heykeliyle aynı dönemde ve muhtemelen aynı atölyede üretildiği değerlendiriliyor.

KAZILARA 2016’DAN BU YANA DESTEK

Klaros’taki arkeolojik kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün her yıl yenilenen izniyle yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2016 yılından bu yana kazı, restorasyon ve belgeleme çalışmalarına destek veriyor. SAYA Holding ise 2025 yılından bu yana kazıların ana sponsoru olarak çalışmaların sürdürülmesine katkı sağlıyor.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika