UMUT TOKTAŞ/EGELİ GAZETE- İzmir Körfezi’ndeki metal kirliliğini inceleyen bilimsel bir araştırmada, özellikle iç ve kuzey körfezde kirlilik baskısının daha yüksek olduğu görüldü. Yapılan araştırmaya göre kadmiyum ve kurşun en önemli kirleticiler olarak ön plana çıkarken, bazı bölgelerde deniz canlıları açısından ciddi ekolojik risk tespit edildiği belirtildi.
İzmir Körfezi’nin deniz tabanındaki metal kirliliğini mercek altına alan bilimsel çalışma, körfezin bazı noktalarındaki kirlilik tablosunu gözler önüne serdi. Fatmanur Çakır'ın "İzmir Körfezi Deniz Sedimentindeki Metal Kirliliği ve Ekolojik Riskin Kapsamlı Bir Değerlendirmesi" adlı 2025 yılında Journal of Anatolian Environmental and Animal Sciences dergisinde yayımlanan araştırmasına göre İzmir Körfezi'nin farklı bölgelerinden alınan yüzey sedimanları incelendi.
Mayıs 2021'de 12 farklı istasyondan alınan örneklerde kadmiyum, kurşun, bakır, çinko, nikel, krom, mangan, arsenik ve cıva konsantrasyonları analiz edildi. Sonuçlara göre iç ve kuzey körfezde metal birikimi daha yüksek seviyelerde ölçülürken, dış ve orta körfezde kirlilik seviyelerinin görece düşük olduğu görüldü.
KİRLİLİĞİN KAYNAĞI SANAYİ VE EVSEL ATIKLAR
Araştırmaya göre İzmir Körfezi'ndeki metal kirliliğinin başlıca kaynakları arasında sanayi faaliyetleri, evsel atık sular, liman faaliyetleri ve akarsularla taşınan kirleticiler olduğu öne sürüldü.
Araştırmada, özellikle Gediz Nehri aracılığıyla körfeze ulaşan kirleticilere dikkat çekildi. Gediz havzası çevresindeki tekstil, metal işleme, otomotiv, kimya ve gıda sektörlerinin atıklarının yanı sıra Alsancak Limanı ve denizcilik faaliyetlerinin de metal birikiminde etkili olabileceği belirtildi.

KADMİYUM VE KURŞUN EN BÜYÜK TEHDİT
Araştırmada kadmiyum ve kurşun, kirliliğe en fazla katkı sağlayan metaller olarak öne çıktı. Özellikle 11, 13, 17, 29 ve 48 numaralı istasyonlarda yüksek kirlilik ve ekolojik risk seviyeleri belirlendi.
Sediment Kalitesi Kılavuzları üzerinden yapılan değerlendirmede ise nikel, kurşun ve çinkonun deniz tabanında yaşayan canlılar açısından toksik etki oluşturma potansiyeline dikkat çekildi.
Çalışmada, deniz tabanında biriken metallerin çevresel koşulların değişmesiyle yeniden suya karışabileceği ve besin zincirine dahil olabileceği vurgulandı.
ATIK SU VE LİMAN FAALİYETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Araştırmanın sonuç bölümünde, özellikle iç ve kuzey körfezin kirlilik yönetimi açısından öncelikli bölgeler olduğu belirtildi. Kadmiyum ve kurşun girişlerinin azaltılması, atık su arıtma tesislerinin verimliliğinin artırılması ve sanayi kaynaklı deşarjların daha sıkı denetlenmesi önerildi.
Liman faaliyetleri ve deniz tabanında gerçekleştirilen tarama çalışmalarının dikkatli yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Araştırmacılar, körfezde düzenli sediman izleme programlarının uygulanmasının önemine işaret etti.