Türkiye’nin Avrupa’ya açılan sınır kapıları Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala’da yaşanan tır kuyrukları, altyapı yetersizlikleri ve Schengen vizesi krizi nedeniyle tır sürücülerinin kapılarda eylem başlatmasıyla geri dönülmez bir noktaya ulaştı.
Sınır kapılarındaki tır parklarında bekleyen araç sayısının sadece Kapıkule'de 3 bin 600’ü aşması ve çaresiz kalan profesyonel sürücülerin sınır hatlarında hak arayışına girerek eylemler başlatması üzerine, İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel konunun aciliyetine dikkat çekti.
Krizin sadece Türkiye’yi değil, Avrupa sanayisini de doğrudan etkileyeceğini belirten İZSİAD Başkanı Yüksel, tarafları acilen ortak akılla hareket etmeye ve AB hukukuna uymaya çağırdı.
Yüksel: “Dünya Markası Sanayicilerimizin İtibarı Tehdit Altında”
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, krizin basit bir lojistik problemi olmaktan çıktığını belirtti. Üyeleri arasında alanında birer dünya markası olmuş sanayi devlerinin bulunduğuna dikkat çeken Yüksel, "Dünya çapında markalara üretim yapan, hammadde tedariki sağlayanlardan, yüksek teknoloji üreten elektrik-elektronik firmalarımıza; tekstil, konfeksiyon ve otomotiv yan sanayisi sanayicilerimize kadar birçok üyemiz Avrupa ve Dünya’ya ihracat gerçekleştiriyor. Bu firmalarımız 'zamanında ve kusursuz teslimat' ilkesiyle rüştünü ispat etmiştir. Ancak bugün, sırf Schengen vizelerindeki katı ve esneklikten uzak bürokratik uygulamalar nedeniyle tescilli sanayi kurumlarımız taahhütlerini yerine getirememekte, küresel pazarda büyük bir mağduriyet ve itibar kaybı riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır” dedi.
Üretmek ve sipariş almak kadar, ürettiğimiz malı zamanında ve güvenilir biçimde alıcısına ulaştırmanın da önemli olduğunu vurgulayan Yüksel, “Sınır kapılarında sürücülerimizin başlattığı hak arama eylemi, sektörün artık dayanacak gücünün kalmadığının en somut göstergesidir. Lojistikte yaşanan aksaklıklar yalnızca taşımacılık firmalarını değil, üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı da doğrudan vuruyor" dedi.
Yüksel’den Çözüm İçin Üç Maddelik Acil Eylem Planı
Siyasi tıkanıklıkların, düzensiz göç baskılarının ya da Gümrük Birliği’ndeki yapısal sorunların bedelinin Dünya’yla rekabet eden sanayiciye ve şoförlere kesilemeyeceğini ifade eden Alaattin Yüksel, bir sürücünün turist değil, küresel ekonominin can damarı olduğunun altını çizdi.
İZSİAD Başkanı Yüksel, krizin aşılması için şu somut adımların atılması çağrısında bulundu:
1. Acil Vize Kalış Süresi Düzenlemesi: Schengen bölgesinde uygulanan 90 günlük kalış sınırı ticari taşımacılığı kilitlemektedir. Sürücülerimizin AB sınırları içinde kalış sürelerinin acilen uzatılması ve bu kronikleşen sürenin ticari gerçekliğe uygun şekilde revize edilmesi gerekmektedir.
2. Profesyonel Tır Sürücülerine Özel Muafiyet: Uluslararası taşımacılık yapan tır şoförlerimiz turist statüsünde değerlendirilmemelidir. Tedarik zincirinin sürekliliği için profesyonel tır sürücülerine vizelerden ve bürokratik kalış engellerinden tamamen bağımsız, özel bir geçiş muafiyeti tanınmalıdır.
3. Karşılıklı Operasyonel İyileştirme ve Gümrük Koordinasyonu: Avrupa Birliği ve Schengen ülkeleri, kendi sanayilerinin ve fabrikalarının selameti için sınır kapılarındaki katı bürokratik tutumdan vazgeçmelidir. Kapılardaki işlem hızını, personel sayısını ve teknolojik altyapıyı ticari sürelere uygun şekilde artırmak için komşu ülkelerle gümrük koordinasyonu derhal sıkılaştırılmalıdır.
Akkaş: “Vize Engeli Şoför Krizinin ve Sınır Eylemlerinin Temel Nedeni”
Avrupa’ya karayoluyla yapılan taşımacılıkta yaşanan sorunların başında şoförlerin vizeye erişiminin geldiğini, kapılardaki eylemlerin de bu mağduriyetin bir sonucu olduğunu söyleyen İZSİAD Lojistik Komisyonu Başkanı Esra Akkaş ise "Schengen vizesi başvurularında aylar süren bekleyiş sektörü kilitliyor. Vize sahibi şoförler de 180 günlük dönem içerisinde en fazla 90 gün kalış sınırına takılıyor. Uluslararası taşımacılıkta sınır kapılarında yaşanan uzun bekleme süreleri, sürücülerin çalışma planlarını ve yasal kalış sürelerini yönetmelerini imkânsız hale getiriyor. Vize süresini dolduran şoförlerimiz, vizeleri geçerli olsa dahi yeni geçişlerde sorun yaşayabiliyor. Bazı durumlarda şoförler sınırdan geri dönmek zorunda kalıyor. Sorun artık idari bir işlem olmaktan çıktı; insani ve ekonomik bir krize dönüştü. Araçlarımız hazır, siparişlerimiz var ama şoförlerin vize engeline takılması ve artık kapılarda eylem yapacak noktaya gelmesi ihracat zincirinin en kritik halkasını kopardı" dedi.
Avrupa’ya mal taşıyabilecek, gerekli belgelere sahip şoför bulmakta ciddi güçlükler yaşandığına dikkat çeken Akkaş,“Vize başvurularının aylarca sürmesi ve mevcut vizelerdeki 90 gün sınırı, uluslararası taşımacılığın devamlılığını imkansız hale getirmektedir. Sürücülerin sınır kapılarında başlattığı eylemler, aylardır süren bu haksız ambargonun bir patlama noktasıdır. Şoförler vizeleri geçerli olsa dahi sınırda mahsur kalmakta, birçok nakliye aracı gümrük kapılarında kaderine terk edilmektedir. Lojistik sektörü yalnızca taşımacılıktan ibaret değildir; üretimden ihracata uzanan ekonomik zincirin en önemli halkasıdır ve bu halka kopma noktasına gelmiştir” diye konuştu.
Akkaş: “Sınırda günlerce bekleyen sürücüler insani dram yaşıyor”
Vize krizinin yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’ya açılan başlıca karayolu güzergâhı olan Bulgaristan tarafındaki altyapı ve modernizasyon çalışmalarının da krizi tırmandırdığına dikkat çeken Akkaş, gümrüklerdeki fiili durumu şu sözlerle özetledi:
"Kapıkule’nin karşısında bulunan Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’ndaki yenileme çalışmaları geçişleri ciddi şekilde yavaşlatıyor. Bugün sadece Kapıkule Tır Parkı'nda işlemlerin hızlanmasını bekleyen araç sayısı 3 bin 600'ü aşmış durumda. Bu yığılma nedeniyle Hamzabeyli ve İpsala gibi alternatif kapılarda da ani yoğunluklar yaşanıyor, sınır hatlarında kilometrelerce uzayan tır kuyrukları oluşuyor. Bulgaristan gümrüklerinde peronların tam kapasiteyle çalıştırılmaması, dijital sistem arızaları ve yavaş ilerleyen süreçler tırları sınırda günlerce çaresizce bekletiyor. Sınırdaki bu tıkanıklık, ekonomik bir kayıp olduğu kadar çok büyük bir insani mağduriyettir. Tır direksiyonu başında günlerce mahsur kalan sürücülerimiz, en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Haftalarca evlerinden, eşlerinden ve çocuklarından uzak kalan, aile hasretiyle yollarda tükenen şoförlerimizin yaşadığı bu dram, vize bürokrasisinin insan onuruna aykırı boyutunu gözler önüne sermektedir."
Akkaş: “Biz iletemezsek Avrupa da Üretemez”
Krizin madalyonunun bir de karşı tarafı olduğunu hatırlatan Akkaş, Avrupa endüstrisinin devasa stoklar tutmayan, "tam zamanında üretim" (Just-In-Time) modeliyle çalıştığını vurguladı. Sınırlarda eylem yapmak zorunda kalan ve günlerce bekletilen şoförlerin zamanında teslim edemediği her endüstriyel gıda hammaddesi, her tekstil ürünü, her yedek parça ve her elektronik bileşen yüzünden Avrupa’daki alıcıların ve Avrupalı ortakların üretim bantlarının durma noktasına geldiğini ifade eden Yüksel, "Gümrük kapılarında bekletilen her bir tır; Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da bir fabrikanın çarklarının durması demektir. Bu kriz, malı gönderen Türk sanayicisini zora soktuğu kadar, malı alamayan Avrupalı üreticiyi de küresel rekabette köşeye sıkıştırarak devasa zararlara uğratmaktadır" uyarısında bulundu.
İZSİAD‘ın Avrupa Birliği müktesebatı üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda, sınır kapılarındaki vize engellemelerinin ve sürücü mağduriyetlerinin doğrudan Avrupa Birliği hukukuna aykırı olduğunu vurgulayan Akkaş, “Uluslararası platformlarda elimizi güçlendirecek hukuki dayanaklar mevcut, umuyoruz ki bu sorunlar en kısa sürede çözüme kavuşturulabilir. Üretimi destekleyip lojistik yolları tıkamanın her iki tarafın da geleceğini baltalamak anlamına geliyor. İZSİAD olarak ihracatçının ve gümrük kapılarında ailelerinden uzakta hak mücadelesi veren nakliyecilerin sesi olmaya, hem sahada hem de hukuki platformlarda çözüm masasında aktif rol oynamaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Sayfa başına git








