İzmir'de Son Dakika

Sardes’te 2 bin 500 yıllık surun sırrı çözülüyor: İzleri Asurlulara uzanıyor

Manisa’nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan devasa sur duvarı, taşıdığı mimari özelliklerle tarihe ışık tutuyor. Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’te bulunan ve yaklaşık 20 metre genişliğinde, 12 metre yüksekliğinde olan surun, Mezopotamya’nın güçlü uygarlıklarından Asurluların inşaat tekniklerini taşıdığı düşünülüyor.
Sardes’te 2 bin 500 yıllık surun sırrı çözülüyor: İzleri Asurlulara uzanıyor
Haberler / Güncel
31 Ağustos 2026 Pazartesi 15:13

Manisa’nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan devasa sur duvarı, taşıdığı mimari özelliklerle tarihe ışık tutuyor. Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’te bulunan ve yaklaşık 20 metre genişliğinde, 12 metre yüksekliğinde olan surun, Mezopotamya’nın güçlü uygarlıklarından Asurluların inşaat tekniklerini taşıdığı düşünülüyor.

Tarihte parayı ilk kez basarak kullanan Lidyalıların başkenti olan Sardes’teki yapının, M.Ö. 600’lü yıllarda inşa edildiği değerlendiriliyor. Duvarın yapımında kullanılan pişmiş tuğla ve kerpiçler ise dönemin Anadolu’sunda alışılmışın dışında bir teknik olarak dikkat çekiyor.

ASUR İMPARATORLUĞU’NUN ÇÖKÜŞÜYLE AYNI DÖNEME DENK GELİYOR

Sardes’teki surun neden bu denli büyük inşa edildiği uzun süredir araştırılıyor. Duvarın yapım tarihinin, Asur İmparatorluğu’nun yıkılış dönemine denk gelmesi ise araştırmacıların dikkatini çekiyor.

İskitler, Medler ve Babillerin saldırıları sonucunda Asur başkentlerinin yıkılmasının ardından hayatta kalan bazı ustalar ve mühendislerin Lidya topraklarına sığınmış olabileceği değerlendiriliyor. Lidyalıların da Asurlular gibi güçlü bir dünya imparatorluğu kurma hedefi taşıdığı ve bu nedenle Asurlu ustaların bilgi ve tecrübelerinden yararlanmış olabileceği düşünülüyor.

PİŞMİŞ TUĞLALAR ASURLU İZLERİNİ ORTAYA ÇIKARDI

Duvarın mimari yapısında kerpicin yanı sıra pişmiş tuğlaların kullanılması, Asurlularla bağlantı ihtimalini güçlendiren en önemli bulgular arasında gösteriliyor.

Uzmanlara göre M.Ö. 600’lü yıllarda pişmiş tuğla teknolojisi Anadolu ve Yunanistan’da yaygın olarak kullanılmıyordu. Bu yöntemin özellikle Mezopotamya ve Asur coğrafyasında görülmesi, Sardes’teki surun yapımında Asurlu ustaların rol almış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Sardes Kazı Başkanı Prof. Nicholas Cahill, yapının Anadolu’daki diğer antik kentlerin surlarıyla karşılaştırıldığında olağanüstü boyutlara sahip olduğunu belirtiyor. Cahill, duvarın günümüze ulaşan bölümünün 20 metre genişliğinde ve 12 metre yüksekliğinde olduğunu, orijinal yüksekliğinin ise 15 metreden fazla olabileceğini ifade ediyor.

"ASURLULARIN LİDYALILARA ÖĞRETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"

Cahill, bu büyüklükteki surların Asur kentlerinde görüldüğüne dikkat çekerek, Lidyalıların Asurluların kullandığı mimari tekniklerden etkilenmiş olabileceğini belirtiyor.

Sardes’teki duvarın yapımının M.Ö. 600’lü yıllarda başladığını aktaran Cahill, bu tarihin Asur İmparatorluğu’nun yıkıldığı döneme denk geldiğini ve Asurluların Lidya’ya gelerek bu tür bir yapının inşasını öğretmiş olabileceğini düşündüklerini ifade ediyor.

2 BİN 500 YILLIK DUVAR İÇİN ÖZEL KORUMA YÖNTEMİ

Lidya Krallığı’nın M.Ö. 547 yılında Persler tarafından yıkılmasının ardından yaşanan savaş sırasında surun üst bölümünün de yıkıldığı belirtiliyor. Yıkılan kerpiç ve tuğlaların duvarın üzerine kapanması sayesinde yapının bir bölümünün günümüze kadar korunabildiği aktarılıyor.

Ancak açık havada kalan kerpiç yapının yağmur ve diğer hava koşulları nedeniyle zamanla yok olma riski bulunuyor. Bu nedenle tarihi surun korunması amacıyla özel bir yöntem geliştirildi.

Çalışma kapsamında duvarın ayrıntılı ölçümleri yapıldı. Orijinal kerpiç ve tuğlaların boyut, doku ve renkleri incelenerek aynı özelliklere sahip yeni malzemeler üretildi. Orijinal duvar ile yeni katman arasında ince bir koruma tabakası oluşturuldu.

Yeni üretilen kerpiç ve tuğlalarla orijinal yapının önünde, duvarın görünümünü koruyacak yeni bir yüzey oluşturuluyor. Böylece ziyaretçilerin surun görkemini görebilmesi, orijinal yapının ise dış etkenlerden korunması hedefleniyor.

"ORİJİNAL DUVARI İLERİDE YİNE GÖREBİLECEĞİZ"

Prof. Nicholas Cahill, uygulanan yöntemin ileride orijinal yapının yeniden incelenmesine de imkan sağlayacağını belirtti.

Cahill, yeni kerpiçlerin eski duvarın üzerine doğrudan uygulanmadığını, arada ince bir kaplama bulunduğunu ifade ederek, gelecekte bu katmanın çıkarılması halinde orijinal duvarın korunmuş şekilde görülebileceğini söyledi.

Sardes’te yaklaşık 1980 yılında ortaya çıkarılan devasa sur, hem Lidya hem de Mezopotamya uygarlıkları arasındaki olası etkileşime ilişkin önemli bir arkeolojik veri olarak araştırılmaya devam ediyor.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika