TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Haziran-Ağustos 2026 döneminde kentte ve çevre illerde yürüttüğü hukuki mücadeleye ilişkin bülten yayımladı. Şube, Anayasa'ya, 3194 sayılı İmar Kanunu'na, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğunu değerlendirdiği idari işlemlere karşı açtığı davaları kamuoyuyla paylaştı.
Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi tarafından hazırlanan “Hukuki Mücadele Bülteni”nde, İzmir ve çevresinde son dönemde yoğunlaşan, kültürel ve doğal miras ile tarım ve kamusal alanları tehdit ettiği belirtilen imar planlarının Plan İnceleme Komisyonu tarafından değerlendirildiği belirtildi. Yapılan incelemelerin ardından Yönetim Kurulu tarafından dava konusu edilmesine karar verilen imar planları için hukuki süreç yürütüldüğü aktarıldı.
Bültende, Haziran ve Ağustos 2026 tarihleri arasında yargıya taşınan güncel dava dosyalarının kamuoyuna aktarılması, dava konusu planların kentlerde yaratabileceği tahribatın ortaya konulması ve kent suçlarına karşı toplumsal ve hukuki dayanışmanın artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.
BALÇOVA İNCİRALTI ÇEVRE DÜZENİ PLANI DEĞİŞİKLİĞİ
Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Balçova İnciraltı'ndaki çevre düzeni planı değişikliğini de yargıya taşıdı.
Bültende yer alan bilgilere göre, T.C. Danıştay 4. Dairesi'nin 23 Aralık 2025 tarihli kararı doğrultusunda iptal edilen “İnciraltı Termal Turizm Merkezi sınırları” plandan çıkarıldı. Millî Savunma Bakanlığı'nın itirazı doğrultusunda ise plana “Mânia Sınırı” işlendi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin itirazı kapsamında da II. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde bulunan yaklaşık 47 hektarlık alanın “Tercihli Kullanım Alanı” kullanım kararından “Turizm Tesis Alanı” kullanımına dönüştürüldüğü belirtildi.
Oda, askı itirazları kapsamında yapılan değişikliklerin hangi bilimsel, teknik ve planlama gerekçelerine dayandığının ortaya konulmadığını savundu. Kullanım kararları değiştirilmesine rağmen değişikliklerin doğal alanlar, koruma, ulaşım, altyapı ve şehircilik açısından etkilerini ortaya koyan güncel analiz ve sentez çalışmalarının hazırlanmadığı ifade edildi.
Bu gerekçelerle dava konusu plan değişikliğinin 3194 sayılı İmar Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 1 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümleri ile şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Oda ayrıca bölgenin mutlak tarım arazisi niteliğinin ve 5403 sayılı Kanun'un ihlal edildiğini öne sürdü. Çakalburnu Lagünü ile 47 hektarlık II. Derece Doğal Sit alanının yapılaşmaya açılmasıyla 2863 sayılı Kanun'a, koruma-kullanma dengesine ve ekolojik bütünlüğe zarar verildiği savunuldu.
Geçmiş mahkeme kararlarına aykırı işlem tesis edildiği ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında zorunlu olan kentsel teknik altyapı etki değerlendirme raporunun da hazırlanmadığı gerekçeleriyle plan değişikliği TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından yargıya taşındı.
KONAK BASMANE ÇUKURU UYGULAMA İMAR PLANI
Bültende yer verilen bir diğer dava konusu ise Konak Basmane Çukuru'na ilişkin uygulama imar planı değişikliği oldu.
Şehir Plancıları Odası, dava konusu plan değişikliğinin alanın tarihsel ve kamusal niteliğini güçlendirmek yerine yüksek yoğunluklu yapılaşma ve ticari kullanımlara imkan sağladığını belirtti.
Açıklamada, alanın geçmişteki kamusal niteliğinin, devam eden tapu tescil davalarının ve gelecekte kamu mülkiyetine ait bir alan olduğunun mahkeme kararlarına geçmesi ihtimalinin plan kararlarında dikkate alınmadığı, buna karşın özel ve ticari kullanımların devam ettirilmesine ve güçlendirilmesine imkan tanındığı ifade edildi.
Plan kararlarının uygulanması halinde özel kullanım ve yapılaşmanın ortaya çıkaracağı ulaşım, altyapı ve kamu hizmeti ihtiyaçlarının ilerleyen süreçte kamu kaynaklarıyla karşılanması gerekeceği savunuldu. Böylece alanın özel kullanımlara ve ticari yapılaşmaya açılmasından doğacak ekonomik yararın özel kişilere bırakılırken, yapılaşmanın yaratacağı ulaşım, altyapı, çevre ve kamu hizmeti maliyetlerinin kamuya yüklenmesinin söz konusu olacağı belirtildi.
Odaya göre bu durum kamu yararı ilkesine açıkça aykırılık oluşturuyor.
Dava konusu plan değişikliğinde kent merkezinde, ulaşım açısından yoğun ve mevcut durumda da önemli trafik yükü taşıyan bir kavşak noktasında ilave yapılaşma ve kullanım yoğunluğu oluşturulmasına rağmen, bu etkileri ortaya koyan kapsamlı ulaşım ve altyapı analizlerine yer verilmediği belirtildi.
Ayrıca Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. maddesinde öngörülen plan raporu içeriği ve gereklilik analizlerinin yeterli olmadığı, Yönetmeliğin 26. maddesinin 7. fıkrası kapsamında hazırlanması gereken kentsel teknik altyapı etki değerlendirme raporu veya analizinin bulunmadığı ifade edildi.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 8. maddesi uyarınca alınması gereken kurum görüşleri ile yapılması gereken araştırma ve analizlerin ortaya konulmadan planın hazırlandığı da ileri sürüldü.
Oda ayrıca tamamı kamuya ait olan ve kamu hizmetine tahsis edilmesi gereken alanın önemli bir bölümünün ticari kullanıma ayrıldığını, plan kararlarının uygulanabilirliği ve mülkiyet durumu açısından devam eden hukuki süreçlerin yeterince dikkate alınmadığını belirtti.
Kamu yararı bulunmayan plan kararlarının uygulanması sonucunda üçüncü kişiler lehine kazanılmış hak iddialarının ortaya çıkabileceği ve geri dönülmesi güç veya imkânsız sonuçların doğabileceği kaydedildi.
Planın kent merkezindeki ulaşım ve altyapı sistemleri üzerinde kamu kaynakları kullanılarak giderilmesi gereken ilave yükler oluşturacağı, İzmir Tarihi Liman Kenti'nin bitişiğinde bulunan tarihi kent merkezi ve kent silueti üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek yüksek yoğunluklu yapılaşma kararları getirdiği savunuldu.
Şehir Plancıları Odası, plan değişikliğinin kamu yararı, planların kademeli birlikteliği, plan bütünlüğü, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığını, kentin ve toplumun genel yararı yerine parçacı ve özel kullanımlara dayalı bir planlama yaklaşımı ortaya koyduğunu belirtti.
Bu gerekçelerle plan değişikliği, ilgili mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine, kamu yararına, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına ve tarihi ve kültürel çevrenin korunması ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından yargıya taşındı.
BUCA GÜNEY PLANLAMA BÖLGESİ İMAR PLANLARI
Buca Güney Planlama Bölgesi'ndeki imar planları da Şehir Plancıları Odası'nın hukuki mücadele yürüttüğü dosyalar arasında yer aldı.
2024 yılında onaylanan İzmir ili Buca ilçesi Güney Planlama Bölgesi 1. Etap planları, Oda tarafından açılan dava sonucunda İzmir 7. İdare Mahkemesi'nin E. 2024/448, K. 2025/93 sayılı kararıyla iptal edilmişti. Söz konusu planlar yeniden hazırlanarak askıya çıkarıldı.
Oda, yeniden hazırlanan imar planında İzmir 7. İdare Mahkemesi'nin daha önce aynı bölge hakkında verdiği iptal kararlarının gerekçelerinin göz ardı edildiğini ve mahkeme kararlarına aykırılıkların sürdürüldüğünü savundu.
Plan açıklama raporunda kuzey-güney aksındaki 60 metrelik yolun etkilerinin analiz edilmediği, mevzuat kapsamında zorunlu olan Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu'nun hazırlanmadığı belirtildi.
Ayrıca İZSU, Koruma Kurulu ve DHMİ görüşleri gibi planın altlığını oluşturan kurum görüşlerinin güncelliğini yitirdiği ifade edildi.
Kentsel dönüşüm modeli kapsamında rekreasyon alanlarındaki yapılaşma emsalinin artırılmasıyla sosyal ve teknik altyapı alanlarının azaltıldığı, yönetmeliğe aykırı şekilde eşdeğer alan ayrılmadığı ve “Özel Proje Alanları” ile tanımsız ve ayrıcalıklı haklar oluşturulduğu gerekçeleri de sıralandı.
Söz konusu nedenlerle Buca Güney Planlama Bölgesi 1. Etap imar planları Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
KARABAĞLAR CENNETOĞLU 4. ETAP İMAR PLANLARI
Karabağlar Cennetoğlu 4. Etap'a ilişkin imar planları da hukuki mücadele kapsamında yer aldı.
2024 yılında onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı, İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 1 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/552 - K.2025/870 sayılı kararıyla bir bütün olarak iptal edilmişti.
Şehir Plancıları Odası, yeniden hazırlanan planda İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin daha önce aynı bölge hakkında verdiği iptal kararlarının gerekçelerinin göz ardı edildiğini ve mahkeme kararlarına aykırılıkların sürdürüldüğünü belirtti.
Plan açıklama raporunun bilimsel ve teknik gerekçelerden yoksun olduğu, yapılaşma koşulları, kat adetleri, emsal değerleri ve kullanım kararlarında meydana gelen değişikliklerin mevcut kentsel doku ile ilişkisinin yeterince açıklanmadığı savunuldu.
Yapılaşma koşullarının 1987 tarihli yerleşik plan yerine iptal edilen hukuka aykırı plan üzerinden oluşturulduğu ifade edildi.
Bölgede sosyal ve teknik altyapının yetersiz olduğunun bizzat idare tarafından kabul edilmesine ve imar planında artan TİCK kullanımlarına rağmen kentsel teknik altyapı etki değerlendirme raporunun hazırlanmadığı da öne sürüldü.
Plan notlarında getirilen minimum parsel büyüklüğü şartlarının 750 ve 1000 metrekare olarak belirlendiği, bunun ise alandaki parsellerin büyük bölümünün sahip olduğu 100-300 metrekarelik mevcut doku ile çeliştiği belirtildi. Bu durumun, parsellerin imar planı haklarından yararlanmasını ve imar uygulaması yapılmasını imkânsız hale getireceği savunuldu.
Bu gerekçelerle plan, Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
KEMALPAŞA HALİLBEYLİ TARIM İHTİSAS ALANI İMAR PLANLARI
Kemalpaşa ilçesi Halilbeyli, Gökçeyurt ve Yeşilyurt mahalleleri sınırları içerisindeki yaklaşık 1050 hektarlık alan da bültende yer alan dava dosyalarından biri oldu.
2023 yılında onaylanan önceki planda “Tarım ve Hayvancılık İhtisas Alanı 1” ve “Tarım ve Hayvancılık İhtisas Alanı 2” şeklinde kademeli bir yapı oluşturularak tarımsal üretim ile tesisleşme arasında denge kurulmasının amaçlandığı belirtildi.
Ancak dava konusu planlarla bu kademeli yapının kaldırıldığı ve alanın neredeyse tamamının “Tarım ve Hayvancılık Tesis Alanı”na dönüştürüldüğü tespit edildi. Oda, bu değişiklikle Kemalpaşa Ovası'nın Büyük Ova statüsü ve tarımsal toprak bütünlüğünün yapılaşma baskısına açıldığını savundu.
2023 yılında onaylanan önceki planda tarımsal üretim ile tesisleşme arasında oluşturulan kademeli ve dengeli planlama yaklaşımının dava konusu planla terk edildiği, alanın neredeyse tamamının “Tarım ve Hayvancılık Tesis Alanı” olarak düzenlendiği belirtildi.
Bu durumun Kemalpaşa Ovası'nın Büyük Ova statüsü ve tarımsal toprak bütünlüğü ile bağdaşmadığı ifade edildi.
Plan hazırlık sürecinde 2022 yılına ait eski kurum görüşlerinin güncellenmeden kullanıldığı, 2023 planında yer almayan mezbaha ve rendering gibi ağır kirlilik ve trafik yükü oluşturabilecek yeni kullanımların ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmediği ileri sürüldü.
Aynı kullanım kararları içerisinde minimum parsel büyüklüklerinin 5.000 ile 10.000 metrekare arasında gerekçesiz şekilde farklılaştırıldığı, araç trafiğini karşılayacak otopark, tır garajı ve lojistik altyapı kurgusunun bulunmadığı belirtildi.
Ayrıca Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesi kapsamında zorunlu olan Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu'nun hazırlanmadığı gerekçeleriyle planlar Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
TORBALI ÖZEL ENDÜSTRİ BÖLGESİ İMAR PLANLARI
Torbalı'daki Konya Kağıt Sanayi ve Ticaret A.Ş. İzmir Özel Endüstri Bölgesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı da hukuki mücadele kapsamında değerlendirildi.
Oda, alandaki sanayi kullanımının daha önce Danıştay Altıncı Dairesi'nin kararıyla iptal edilmiş olmasına rağmen yeni planlarda tarım alanlarının korunması ilkesinden vazgeçilmesini haklı gösterecek somut teknik verilerin ortaya konulmadığını savundu.
Günlük yaklaşık 3.000 ton su tüketimi öngörülen projenin yeraltı su kaynakları, tarımsal sulama ve Fetrek Çayı üzerindeki etkilerinin DSİ ve İZSU görüşleriyle bütüncül biçimde değerlendirilmediği belirtildi.
Güneyde bulunan 20 metrelik yolun süreklilik arz etmediği ve Karayolları Genel Müdürlüğü görüşünün eksik olduğu da ifade edildi.
Bunun yanı sıra nazım ve uygulama imar planlarının aynı detay düzeyinde hazırlandığı, plan raporunun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilen unsurları taşımadığı ve plan notlarıyla konut/lojman kullanımına imkan tanınmasının planlama esaslarına aykırı olduğu gerekçeleri sıralandı.
Bu nedenlerle Torbalı Özel Endüstri Bölgesi imar planları Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
MENEMEN KOYUNDERE ARKEOLOJİK SİT ALANI İMAR PLANLARI
Menemen ilçesi Koyundere Mahallesi'ndeki 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı'na yönelik 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı da dava konusu edildi.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla onaylanan planlarda planlama alanının tamamının “3. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescilli olmasına rağmen, plan kararlarının planlama sahası ve çevresindeki yapılaşma baskısını artıracağı ve bölgedeki tescilli kültürel ve doğal miras alanlarının tahribatının önünü açacağı savunuldu.
2016 yılında tescille hükümsüz kalan mülga planın aksine yapılaşma koşullarının herhangi bir gerekçe sunulmadan E:3.00 ve Yençok:15 kata çıkarıldığı, bunun sonucunda inşaat kapasitesinin yaklaşık 2,5 katına yükseltildiği belirtildi.
Alan “Önlem Alınabilecek Nitelikte Stabilite Sorunlu Alanlar (ÖA-2.1)” kapsamında bulunmasına rağmen bu durumun 15 katlı yapılaşma kararıyla nasıl ilişkilendirildiğinin açıklanmadığı ifade edildi.
Ayrıca planla öngörülen 370 kişilik yeni nüfusun altyapı, ulaşım ve sosyal donatı ihtiyaçlarına yönelik sayısal kapasite analizlerinin yapılmadığı belirtildi.
Söz konusu gerekçelerle planlar Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
BAYRAKLI SALHANE (PİYALE) İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ
Bayraklı Salhane'deki (Piyale) imar planı değişikliği de Şehir Plancıları Odası'nın dava konusu ettiği planlar arasında yer aldı.
Dava konusu planlama alanına ilişkin 2024 yılında onaylanan planlarla ilgili olarak İzmir 7. İdare Mahkemesi'nin E.2024/934, 22.09.2025 tarihli K.2025/960 sayılı kararı doğrultusunda, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.03.2024 tarihli 04.322 sayılı kararıyla uygun bulunan ve 25.03.2024 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği'nin iptaline karar verildiği belirtildi.
Ayrıca İzmir 8. İdare Mahkemesi'nin E.2025/89, 18.06.2026 tarihli K.2026/689 sayılı kararı doğrultusunda, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.09.2024 tarihli 04.952 sayılı kararıyla uygun bulunan ve 02.10.2024 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği'nin de iptal edildiği aktarıldı.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 13.02.2026 tarihli kararıyla uygun bulunan ve 18.03.2026 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği'nin ise daha önce İzmir 7. ve 8. İdare Mahkemeleri tarafından verilen iptal kararlarındaki hukuka aykırılıkları gidermediği ileri sürüldü.
Oda, planın yargı kararlarını etkisiz kılarak 2577 sayılı İYUK'un 28. maddesini ihlal ettiğini savundu.
Yeni Kent Merkezi'nin bütüncül stratejilerinden kopuk ve münferit şahıs taleplerine hizmet eden işlemin kamu yararı taşımadığı belirtildi.
İlave inşaat alanı ve nüfus artışı getirilmesine rağmen zorunlu olan Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirmesi Raporu'nun hazırlanmadığı, plan açıklama raporunun ise nüfus, donatı ve sentez analizlerinden yoksun olduğu ifade edildi.
Bunun yanında Merkezi İş Alanı (MİA) kullanımındaki azami yüzde 33,33'lük konut oranı ile Ticaret-Konut (TİCK) alanlarındaki yüzde 30'luk konut sınırı arasında çelişki bulunduğu, bu durumun alan bütününde eşitlik ilkesini, plan hiyerarşisini ve plan bütünlüğünü bozduğu savunuldu.
Bu gerekçelerle plan değişikliği Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
KARŞIYAKA ŞEMİKLER RİSKLİ YAPI ALANI İMAR PLANI
Karşıyaka Şemikler Mahallesi'nde “Riskli Yapı” ilan edilen alana ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği de dava konusu edildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 29 Nisan 2026 tarihinde onaylanan planların, “riskli yapı” tespiti ile kentsel donatı alanlarının kaldırılmasını, kamusal alanların ticarileştirilmesini ve ayrıcalıklı imar hakkı sağlanmasını meşrulaştırmaya çalıştığı savunuldu.
Oda, bunun 6306 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu belirtti.
Planlama alanının bütünü ve çevresiyle ilişkisi gözetilmeden, parsel ölçeğinde parçacı bir yaklaşımla hazırlandığı ifade edildi.
Ayrıca 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hükümlerine aykırı olarak mevcut “Sosyal Tesis” ve “Park” alanlarının eşdeğer alan ayrılmadan küçültüldüğü veya “Ticaret”, “Özel Eğitim” ve “Özel Sosyal Tesis” alanlarına dönüştürüldüğü belirtildi.
Plan açıklama raporunun “riskli yapı” ve “alan yetersizliği” gibi soyut gerekçelere dayandığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin öngördüğü araştırma, analiz, etüt ve kurum görüşü alma süreçlerinin tamamlanmadığı ileri sürüldü.
Parsel maliklerinin muvafakatlerinin bulunmadığı ve artan yoğunluğa rağmen zorunlu olan Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu'nun hazırlanmadığı da belirtildi.
Kamusal eğitim ve sosyal hizmet alanlarının özel kullanımlara ayrılmasının Anayasa'nın eşitlik ve sosyal devlet ilkelerine açıkça aykırı olduğu savunuldu.
Bu gerekçelerle planlar, Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi ile TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi tarafından birlikte yargıya taşındı.
AYDIN EFELER GÜZELHİSAR İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ
Bültende İzmir dışından Aydın Efeler ilçesi Güzelhisar Mahallesi'ndeki bir plan değişikliğine ilişkin hukuki süreç de yer aldı.
Hazine mülkiyetindeki “Resmi Kurum Alanı”nın “Ticaret+Konut Alanı”, “Park” ve “Trafo Alanı”na dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği dava konusu edildi.
Tarım İl Müdürlüğü'nün başka bir yere taşınacak olması nedeniyle atıl kalacağı belirtilen kamusal alanın “Ticaret+Konut” kullanımına açıldığı, burada E:4.00 ve Yençok:42.50 metre/14 kat yapılaşma koşulları getirildiği ifade edildi.
Plan değişikliğiyle yaklaşık 724 kişilik ilave nüfus oluşacağı, ancak anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, açık yeşil alan, sağlık ve teknik altyapı gibi zorunlu sosyal donatı alanlarının standartlara uygun şekilde ayrılmadığı savunuldu.
Plan açıklama raporunda bu eksikliklerin giderilmesine yönelik bilimsel bir açıklamaya yer verilmediği belirtildi.
Ayrıca Ticaret+Konut karma kullanımında konut oranının ve bu orana karşılık gelen altyapı alanlarının belirtilmediği, plan değişikliğinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesinde yer alan altyapı standartlarını düşüren hükümlere aykırı olduğu ifade edildi.
Oda, plan değişikliğinin kamu yararı amacı taşımadığını ve rant üretme aracı olarak kullanıldığını savunarak planı yargıya taşıdı.
BORNOVA ÇAMDİBİ-ALTINDAĞ KESİMİ KENTSEL YENİLEME PROJESİ
Bornova ilçesi Çamdibi-Altındağ Kesimi Kentsel Yenileme Projesi kapsamındaki yaklaşık 9 hektarlık alana ilişkin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonu da bültende yer aldı.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin kararıyla onaylanan plan revizyonu ve buna dayanak olan 1997 tarihli plan notu kapsamında toplam inşaat alanının 116.662 metrekareden 220.881 metrekareye çıkarıldığı belirtildi.
Ağırlıklı olarak konut alanlarının Emsal:2.50 ve Yençok:20 kat yapılaşma koşullarına sahip “Ticaret + Konut (TİCK)” alanlarına dönüştürüldüğü ifade edildi.
Nüfus projeksiyonlarının bilimsel verilere dayanmak yerine “minimum 3 kat ticari faaliyet” gibi esnek varsayımlarla oluşturulduğu savunuldu.
Revizyona dayanak gösterilen 18.03.1997 tarihli nazım imar planı notlarının aradan geçen yaklaşık 30 yıllık süre içerisinde kentsel ve demografik koşullar açısından teknik ve nesnel geçerliliğini yitirdiği belirtildi.
Bölgede ortaya çıkacak yapılaşma artışının yaratacağı yoğunluğu karşılayacak otopark alanlarının ayrılmadığı, küçük parseller nedeniyle parsel içerisinde otopark çözümünün mümkün olmadığı ifade edildi.
Ayrıca zorunlu olan Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu'nun hazırlanmadığı gerekçeleriyle plan revizyonu Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşındı.
BORNOVA MANDA ÇAYI ÇEVRESİ İMAR PLANLARI
Bornova'nın Kazımdirik, Yeşilova ve Karacaoğlan mahallelerinde Manda Çayı çevresini kapsayan imar planları da hukuki mücadele kapsamında yer aldı.
Bornova Belediye Meclisi'nin kararı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin onayıyla yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonu ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Revizyonu'nda, önceki planda bulunan “Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanları” ile “Pasif Yeşil Alanların” büyük ölçüde kaldırıldığı ve yaklaşık 53.700 metrekarelik “Ticaret (T2) Alanı” oluşturulduğu belirtildi.
Etaplama sınırı getirilerek belirli parsel maliklerine ayrıcalıklı yapılaşma hakkı sağlandığı savunuldu.
Pasif yeşil alan miktarının yaklaşık yüzde 57 oranında azaltılmasıyla sosyal ve teknik altyapı dengesinin bozulduğu ifade edildi.
Plan değişikliğinde 3194 sayılı Kanun'un Ek-8 maddesi ile Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin altyapı standartlarını koruyan hükümlerinin ihlal edildiği ileri sürüldü.
Artan ticaret ve inşaat yoğunluğunun bölgenin ulaşım sistemi, kavşak yükleri ve çevre yolu bağlantıları üzerindeki etkilerini ortaya koyacak zorunlu Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu ile Ulaşım Etki Değerlendirme Raporu'nun hazırlanmadığı belirtildi.
Bunun yanında yönetmeliğe aykırı şekilde 5 metrelik yaya yollarına yer verildiği ve plan açıklama raporunda gerekli güncel kurum görüşlerine yer verilmediği savunuldu.
Şehir Plancıları Odası, tüm bu gerekçeler doğrultusunda Bornova Kazımdirik, Yeşilova ve Karacaoğlan mahalleleri Manda Çayı çevresindeki imar planlarını da yargıya taşıdı.
Sayfa başına git








