Dünyada değişen yaşam tarzları ve öncelikler, insanların tatil ve seyahat alışkanlıklarını da dönüştürüyor. Yapılan araştırmalar, özellikle Avrupalı turistlerin yoğun programlar ve çok sayıda aktivite yerine daha sakin, kişiye özel ve kalıcı deneyimlere yöneldiğini ortaya koydu.
DERTOUR Group’un 2026 Avrupa Seyahat Trendleri Raporu’na göre Avrupalıların yüzde 53,2’si daha yavaş ve bilinçli seyahat biçimine ilgi gösteriyor. Katılımcıların yüzde 63,6’sı tatilde yavaşlamak, yüzde 55,4’ü ise yerel kültürü, doğayı ve insanları daha yakından tanımak istediğini belirtiyor.
Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, değişen turist profilinin tatili doldurmak yerine zamanı kendi ritmine göre değerlendirmeyi tercih ettiğini belirterek, turizm sektörünün de bu beklentiye bütüncül destinasyon modelleriyle yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
DENEYİMİN SAYISINDAN ÇOK HATIRDA KALMASI ÖNEMLİ
Seyahat anlayışında değer kavramının değiştiğini belirten Çelik, turistlerin artık çok sayıda aktivite yerine daha az ancak unutulmaz deneyimlere yöneldiğini söyledi.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58,3’ü çok sayıda sıradan deneyim yerine birkaç unutulmaz deneyimi tercih ediyor. Çelik, turizmde rekabetin artık aktivitelerin sayısından ziyade ziyaretçinin destinasyonla kurduğu bağ ve seyahat sonrasında hafızasında kalanlarla şekillendiğini belirtti.
Çelik, konaklama, doğa, dinlenme, gastronomi, spor ve sosyal yaşamın bir arada sunulduğu modellerin tatilcilere kendi ritimlerini belirleme imkanı sağladığını ifade etti. Sinpaş Reserve’de deniz ve plajın termal olanaklar, wellness, outdoor aktiviteler, su sporları, gastronomi ve sosyal yaşamla aynı destinasyonda buluşturulduğunu söyledi.
TATİLDE HER ŞEYE YETİŞME ÇABASI GERİDE KALIYOR
Yeni seyahat alışkanlıklarında JOMO yaklaşımının da öne çıktığını belirten Çelik, “bir şeyleri kaçırmanın keyfi” olarak tanımlanan bu anlayışın, her şeye yetişme çabasından uzaklaşarak anı kendi ritminde yaşamayı öne çıkardığını söyledi.
Çelik, JOMO turistinin daha az yerde daha uzun zaman geçirmek, stresten uzaklaşmak ve bulunduğu çevrenin ritmine dahil olmak istediğini belirtti. Avrupalıların yüzde 48,9’unun tatili sosyal medya ve dijital dikkat dağıtıcılardan uzaklaşma fırsatı olarak gördüğünü aktaran Çelik, doğa, hareket, gastronomi, kültür-sanat ve wellness deneyimlerinin bu süreçte önem kazandığını ifade etti.
WELLNESS TATİLİN MERKEZİNE YERLEŞİYOR
Yavaş seyahati tercih eden Avrupalıların yüzde 52’sinin bu tercihi kişisel iyi oluş ve daha az stresle ilişkilendirdiğini belirten Çelik, wellness anlayışının artık yalnızca spa hizmetlerinden ibaret olmadığını söyledi.
Çelik, doğa, hareket, beslenme, dinlenme ve kişiye uygun uygulamaların tatilin tamamına yayılan bir iyi oluş deneyimi oluşturduğunu ifade etti. Sinpaş Reserve’de termal havuz, hamam, sauna, buhar ve tuz odalarının yanı sıra masaj, aile banyoları, egzersiz ve rehabilitasyon uygulamaları, beslenme danışmanlığı ve yenilenme programlarının sunulduğunu belirtti.
YALNIZ SEYAHATTE ÖZGÜRLÜK VE SOSYALLEŞME BİRLİKTE ARANIYOR
Araştırma, yalnız seyahatin de giderek daha fazla tercih edildiğini gösterdi. Önümüzdeki 12 ay içinde seyahat planı bulunanların yüzde 29,3’ü yalnız seyahati değerlendiriyor.
Çelik, yalnız seyahatin sosyal etkileşimden tamamen uzaklaşmak anlamına gelmediğini belirterek, bu kişilerin hem kendi programlarını belirlemek hem de istediklerinde sosyalleşebilmek istediğini söyledi. Yalnız seyahati düşünenlerin yüzde 27,9’u benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla bir araya gelebileceği seçenekleri, yüzde 22,2’si ise ihtiyaç duyduğunda sosyalleşebileceği ortak alanları önemsiyor.
YENİ SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI TURİZMİ DÖRT MEVSİME YAYIYOR
Yalnız seyahat eğiliminin daha uzun konaklamaları ve turizm talebinin yıl geneline yayılmasını desteklediğini belirten Çelik, rezervasyon verilerine göre yalnız seyahat edenlerin ortalama konaklama süresinin 10,4 gün olduğunu söyledi. Tüm seyahatçilerde bu sürenin 8,9 gün olduğu belirtildi.
Yalnız seyahat rezervasyonlarının yüzde 65’inin haziran-ağustos dönemi dışında yapılması da sezon dışı seyahate yönelik ilgiyi ortaya koyuyor.
Çelik, dört mevsim kullanılabilen tatil evi modelinin termal, wellness, doğa, gastronomi ve aktif yaşam olanaklarıyla birlikte daha uzun süreli ve sezon dışı tatil arayışına karşılık verdiğini ifade etti. Yeni dönemde başarılı destinasyonların yalnızca konaklama imkanı sunmakla kalmayıp ziyaretçilerin kendi ritimlerine göre yaşayabileceği ve yeniden dönmek isteyeceği bir yaşam deneyimi sunması gerektiğini söyledi.