İzmir'de Son Dakika

Toprağın Sesi Programı’nda Profesör Esetlili açıkladı: Türkiye her yıl 642 milyon ton verimli toprağını kaybediyor

Ege Üniversitesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esetlili, Dünya Çevre Günü’nde düzenlenen ve Tuncer Beybağ’ın hazırlayıp sunduğu “Toprağın Sesi” programına konuk oldu. Esetlili, toprağın canlı bir varlık olduğunu vurgulayarak, erozyon, iklim değişikliği ve yoğun kimyasal kullanımının Türkiye’de her yıl yüz milyonlarca ton verimli toprağın kaybına yol açtığını, bu durumun hem ekosistemi hem de tarımsal üretimi ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi.
Toprağın Sesi Programı’nda Profesör Esetlili açıkladı: Türkiye her yıl 642 milyon ton verimli toprağını kaybediyor
Haberler / Güncel
6 Haziran 2026 Cumartesi 10:53

EGELİ GAZETE- Dünya Çevre Günü kapsamında gerçekleştirilen “Toprağın Sesi” programında konuşan Ege Üniversitesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Esetlili, çevre sorunlarının merkezinde toprağın bulunduğunu vurguladı. İklim değişikliği, kuraklık, erozyon, biyolojik çeşitlilik kaybı ve yoğun kimyasal kullanımının toprak sağlığını tehdit ettiğini ifade eden Esetlili, sürdürülebilir bir gelecek için toprağın korunmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Tarımın insanlığın geleceğini belirleyecek stratejik sektör olduğuna dikkat çeken Esetlili, sağlıklı gıdanın ancak sağlıklı topraklardan elde edilebileceğini belirterek, tarım politikalarının bilimsel veriler ışığında yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yerel haber aboneliği

 


 

“VAZGEÇİLMEZ KAYNAĞIMIZI TÜKETİYORUZ”
İnsanoğlunun yaptığı en büyük hatalardan bir tanesinin çevrenin bir parçası olduğunu kabullenmek yerine çevreyi kendisinin bir parçası gibi düşündüğünü ifade eden Esetlili, “Doğayla uyum içinde yaşamalıyız, herkes toprak deyince farklı şeyler algılıyor ama biz tarımcı olarak tarımsal anlamda baktığımızda aslında eski Anadolu'da toprak ana diyoruz, yani toprak ana denmesinin çok önemli bir nedeni var. İnsanları besliyor, insanlara giyimini sağlıyor, insanların nefes almasını, yaşamını sağlıyor, insanların sağlıklı su içmesini sağlıyor., yani hayat veriyor. Toprak bir anlamda da kutsal bir varlık. Bu vatan için biz şehitler veriyoruz. Birçok çabalar gösteriyoruz ki görüyoruz günümüzde de hala öyle yani bu toprakla ilgili olan savaşlar, mücadeleler hep devam ediyor çünkü toprak dediğimiz tek başına bir şey değil, birçok şey. Bize gıda temini sağlıyor, temiz su sağlıyor, dolayısıyla bu açıdan baktığımızda toprak bizim için vazgeçilmez, vazgeçilmez diyoruz ama kullanıyoruz onu da biraz irdelemek gerekiyor, maalesef hor kullanıyoruz” şeklinde konuştu.
 

TOPRAĞIN SANTİMİNİN OLUŞMASI ASIRLAR ALIYOR
Esetlili, toprağın 1 santiminin 500 yılla 1000 yıl arasında değişen bir zaman diliminde oluştuğunu ve kolay yenilenemeyen, sentetik olarak üretilemeyen ve arttırılamayan bir şey olduğunu vurgulayarak  “Düşünün ki bugün yatırım yapılan topraklar işte 50-100 cm olduğunu düşününce milyonlarca yılın yatırımı olduğunu anlıyorsunuz o arazilerde.  Dolayısıyla biz onları bir seferde silip, bir seferde kirletip, bir seferde yok etmemiz bizim kendimize yapacağımız en büyük sorunlardan ya da en büyük kötülüklerden bir tanesi olur” diye dikkat çekti
 

Daha fazlasını keşfedin

Sağlık haberleri

Elektrik kesintisi bilgisi

Su kesintisi bilgisi

ENDÜSTİRİYEL TARIMIN GÖLGESİNDE TOPRAK CANLILIĞINI KAYBEDİYOR
Dünya Savaşı'yla ortaya çıkan ve sonrasında sektörün gelişimiyle ile ilgili yapılanmaya atıftlarda bulunan Esetlili, Yeşil devrim diye bahsedilen sanayinin ilk önce lokomotif olarak daha sonra da bu sanayinin tarıma yansıyan kısmında kimyasal üretimi ve sentetik materyallerin üretimi giderek arttığı belirterek şu şekilde ekledi;
“Hem gübresel hem de pestisit anlamında özellikle II. Dünya Savaşı'ndan çıktıktan sonra nüfusun artışı , beslenme sorunları gibi,  sorunları ortaya koyduklarında onların bize gösterdiği yol genellikle bu kimyasalların kullanılması ya da bu kimyasalların şimdi vazgeçilmez olmasıydı ,bu şekilde biyoçeşitlilik yok edildi. Buna bağlı olarak siz insanları belli 2-3 tarımsal ürünle beslenmeye veya yaşamaya odaklarsanız ve ben bu ürünleri kontrol edersem ki edebiliyorum endüstriyel tarım olarak insanlığın da gelişimini kontrol edebilirim. Bugüne geldiğimizde irdeleyecek olursak kimyasal kullanımı, özellikle pestisit kullanımı anlamında baktığımızda bugün Türkiye'nin ortalama hektara yaklaşık 23 litre gibi bir pestisit neredeyse %25'e yakın. Bu dünya ortalamasına yakın bir rakam, Avrupa Birliğine baktığımızda bu rakam 32'ye çıkıyor ve genellikle şöyle diyorlar “ Biz Avrupa Birliği'nden daha düşük bir ilaç tüketimi ya da varlığıyla ilerliyoruz” ama rakamlar biraz yanıltıcı olabiliyor.  Özellikle pestisit kullanımının yoğun olduğu alanlara, bölgelere baktığımızda sebze ve meyvenin üretim yapıldığı, bunların içerisinde yoğun kimyasalların kullanıldığı bölgelere de baktığımızda Antalya,  Adana, Mersin,  Malatya, Konya, İzmir, Aydın, Manisa, Bursa, Çanakkale gibi illerde çok yoğun bir kullanım alanı var ve buradaki toprakların yüz ölçümü ile oranladığımızda bu değer 6 litreye çıkıyor.  Bugün yapılan araştırmalara baktığımızda biyoçeşitliliğin azalmasının %40- %50'lere varan sebeplerinden bir tanesi tarımdaki bu kimyasal, bunun içerisinde gübre de var. Burada bir sürü toprağın içinde yaşayan canlılar var. Böcekleri öldüren ilacı alıyoruz. Onu da atıyoruz. Halbuki biz bu ilaçları kullandığımız zaman toprağın kendi sürdürülebilir tarımı yapan doğal döngüsünün içindeki canlı ve dönüş sağlayan hayatı da yok etmiyor muyuz?  Toprak canlı bir varlıktır., toprağın içerisindeki canlı organizmaları çıkardığımızda biz artık ona toprak diyemiyoruz. O canlı mekanizması ya da organizmaların varlığı çok önemli. Bugün bir avuç toprak elinize alın. O elinize aldığınız toprağın içerisindeki canlı organizma sayısı dünyadaki insan nüfus sayısına eşittir. O kadar yüksek bir canlılığa sahiptir. Yoğun dediğimiz o tarım uyguladığımızda Kimyasalları uyguladığımızda ya da mekanizasyonla birlikte bu işleri yaptığımızda emin olun oradaki topraktaki canlıların birçoğunda etkiliyor çünkü onların normal üreme döngüsünü de engelliyor buradaki kimyasallar”.

Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri

 

Daha fazlasını keşfedin

Foto galeri

Politika

siyaseti

TARLALARI SU BASMASININ NEDENİ TOPRAKTAKİ CANLILARIN YOK OLMASI
Çocukluğunda çiftçilerin tarlayı sürerken arkasında leylek grubu olduğunu ve onları meraklan izlediğini anlatan Esetlili, O toprağın içindeki börtü böcekleri, solucanları, tek hücreli hayvanları, birtakım yılanları, şunları, bunları yiyordu. Şimdi sürülen arazilere bakıyorum, bırak leylek görmeye bir tane kuş göremiyorum arkalarında. Demek ki toprakta bu canlılar kalmadı. Bu canlıların toprakta herhâlde bir görevi var. Bir döngüyü sağlamada bir görevi var. Topraktaki o canlıların en önemli görevlerinden bir tanesi bitkiler için organik materyali hazırlamadır, onlar için alınabilecek olan bitki besin elementlerini dönüştürüp bitkinin alabileceği formata dönüştürmeleri. O döngüyü sağlayan, görünmeyen aslında işçiler olarak düşünürüz. O solucanlar derinliklere kadar giderek su kanalları açıyorlardı. O canlılar, köstebekler, yılanlar veya tek hücreli hayvanlar, sıçanlar gibi bunların hepsi orada toprağın içinde doğal bir sulama yolları açıyorlardı köklere doğru ve dolayısıyla yağmur yağdığında şimdiki gibi tarlaları sel suları basmıyordu. Toprak kendi hacminin üzerinde bu suyu Absorplayıp yeraltındaki kaynaklara kadar suyu indirecek şekilde yollar açılmış oluyordu, topraktaki canlıların faaliyetlerini anlatmakla bitmez” dedi.

TÜRKİYE’DE HER YIL EROZYON VE YANLIŞ ARAZİ KULLANIMI NEDENİYLE 642 MİLYON TON TOPRAK KAYBEDİLİYOR
Türkiye’de her yıl yaklaşık 642 milyon ton toprağın erozyon ve yanlış arazi kullanımı nedeniyle kaybedildiğini belirten Esetlili, bu miktarın coğrafi olarak oldukça geniş bir alana denk geldiğini söyledi. Kaybedilen verimli toprağın geri kazanılmasının mümkün olmadığını bu durumun sularla taşınarak barajların dolmasına ve kullanım ömürlerinin kısalmasına da yol açtığını ifade etti. Konuşmasında İklim değişikliğinin etkilerine de dikkat çekerek, “İklim zaten değişiyor ancak insan etkisiyle bu değişim çok daha hızlanıyor. Bugün artık bizim ömrümüz boyunca görmeyeceğimiz etkileri bile yaşıyoruz” dedi. Yağış rejimlerinin değiştiğini ve aşırı yağışların arttığını, toprağın hor kullanılması nedeniyle suyun yeterince filtre edilemediğini söyledi. “Dolayısıyla yağışla birlikte yüzey akışına geçen su çok büyük kayıplara neden oluyor” diyen Esetlili, doğal bitki örtüsünün ve yaban bitkilerinin toprağın korunmasında kritik rol oynadığını, ancak bu yapının da giderek zayıfladığını kaydetti.

Daha fazlasını keşfedin

Dijital gazete aboneliği

Yazarlar köşesi

Dünya haberleri

ZARARLI OLARAK GÖRÜLEN KİMYASALLAR BAŞKA ÜLKELERDE KULLANILMAYA DEAVM EDİLİYORSA CİDDİ BİR ÇELİŞKİ VARDIR 
Esetlili, tarımda kullanılan kimyasalların doğal denge üzerindeki etkilerinin altını çizerek , faydalı canlıların azalmasının hastalık ve zararlıların artmasına neden olduğunu söyledi. Özellikle uğur böceği, arılar, mikorizalar ve benzeri canlıların ekosistemde kritik rol oynadığını, bu canlıların zararlı böceklerle beslenerek doğal dengeyi sağladığını ifade ederek “Uğur böceği tarlada bulunursa bereket ve uğur getirir denmesi boşuna değildir. Çünkü zararlı böcekleri yok ederek doğanın dengesini korur” dedi. Yoğun kimyasal kullanımının bu yararlı canlıları da ortadan kaldırdığını vurgulayarak, bunun tarımsal üretimde hastalıkların artmasına yol açtığını kaydetti. Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinin kendi topraklarında bazı kimyasalları yasaklarken, bu ürünlerin farklı ülkelere ihraç edilmesini eleştirerek, “Zararlı olarak görülen kimyasallar başka ülkelerde kullanılmaya devam ediyorsa burada ciddi bir çelişki vardır. Bu konuda uluslararası düzeyde daha güçlü önlemler alınması gerekiyor” dedi.

TÜRKİYE’NİN TOPRAK HARİTASI YENİDEN YAPILIYOR, BEŞ YIL İÇİNDE TAMAMLANMASSI PLANLANIYOR
Türkiye'nin toprak haritası yeniden yapılmaya başlandığını aktaran Esetlili, “ En değerli varlığımızın nasıl bir karakteri olduğunu bilmeden onun üstünde planlama yapmak mümkün değil dolayısıyla toprakların öncelikle haritalanması gerekiyor. Tüm Türkiye'de bu toprak haritalama, etüt, haritalama çalışmaları hızlıca başladı. İnşallah 5 yıl içerisinde tamamlanacağını düşünüyoruz. Ondan sonra gerçekten arazi kullanım planlaması bunların üstünde doğru veri ile doğru şekilde yapıldığında çok daha akılcı bir yönetim sistemi ortaya kullanacaktır.  Ahmet Amca'nın kullandığı toprakta bu kadar işte Mehmet'in kullandığı toprakta bu kadar deyip böyle söze beyana dayalı bir şeyle tarımı yönetmek, bölgeyi, coğrafyayı, ülkeyi yönetmek mümkün olmadığını artık herkes gördü diye düşünüyorum” diyerek cümlelerini tamamladı.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika