UMUT TOKTAŞ/EGELİ GAZETE- Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen ve Mühendislik Bilimleri Dergisi'nde Jeofizik Mühendisliği Bölümü, Sismoloji Ana Bilim Dalı alanında uzmanlaşmış Doç. Dr. Onur Tan ve Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karagöz Tan tarafından yayımlanan “İzmir İçin Homojenleştirilmiş Deprem Kataloğu ve Deprem Tehlikesi Analizi, Batı Anadolu, Türkiye” başlıklı makalede, İzmir ve çevresinin deprem tehlikesine dair çarpıcı sonuçları dikkat çekti. Araştırmada, 1919 ile Ağustos 2025 tarihleri arasında İzmir çevresinde meydana gelen toplam 208 bin 254 deprem incelendi.
20 YILDA BİR 6 VE ÜZERİ BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLUYOR
İzmir ve çevresindeki deprem tehlikesi farklı zaman aralıkları üzerinden değerlendirilen araştırmada, 6 ve daha büyük büyüklükteki depremlerin tekrarlanma aralığının yaklaşık 20 yıl olduğu belirtildi. 20 yıllık dönem için yapılan hesaplamada ise bu büyüklükte bir depremin gerçekleşme olasılığının yüzde 70 olduğu dikkat çekti.
İzmir ve çevresinde Gutenberg-Richter ilişkisine göre yapılan hesaplamalar sonucunda, 6,5 ve daha büyük büyüklükteki bir depremin 40-50 yıl içerisinde meydana gelme olasılığının yüzde 50'nin üzerinde olduğu belirtildi.
100 YILLIK DÖNEMDE YÜZDE 95'İ AŞAN OLASILIK
Çalışmanın uzun dönem analizinde ise 70-100 yıllık süreç ele alındı. Bu süreçte 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem için tehlike olasılığı yaklaşık yüzde 50, 6 ve üzeri büyüklükte bir deprem için ise yüzde 95'in üzerinde hesaplandı.
İzmir ve çevresinde 1919 yılından itibaren 6 ve üzeri büyüklükte gerçekleşmiş depremlerin listesi şu şekilde:


2020 İZMİR DEPREMİ SONRASI ÖNERİLER
Araştırmada, deprem riskinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanırken, olası depremlere yönelik kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiği belirtildi. Sisam Adası açıklarında 30 Ekim 2020'de meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Bornova Havzası'nda görülen ağır hasarın, deprem kaynağı, derin kabuk hız modeli, sığ zemin hız yapısı, zemin büyütmesi ve nümerik dalga simülasyonlarını kapsayan bütünleşik çalışmaların gerekliliğini ortaya koyduğu ifade edildi.
Deprem tehlike analizlerinin sadece olasılıksal yöntemle değil, örneğin Japonya'da zorunlu tutulan deterministik yaklaşımla yapılması gerekliliği de vurgulandı.
Depreme dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için zemin ve yapı özelliklerinin mühendislik analizleriyle belirlenmesi, mümkün olduğunca yüksek katlı yapılaşmadan, özellikle 10 kat ve üzerindeki yapılardan kaçınılması ve az katlı yapılaşmaya yönelinmesi önerildi.