Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izinlerin 10 günden kısa sürelerle kullandırılmasıyla ilgili dikkat çeken bir karara imza attı. Oy birliğiyle alınan kararda, işçinin talebi ve rızası doğrultusunda 10 günden kısa sürelerle kullandığı yıllık izinlerin tek başına iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme gerekçesi oluşturmayacağı belirtildi.
Karara konu olayda, bir şirkette 9 yıl boyunca gümrük müşavir yardımcısı olarak çalışan işçi, ihtiyaç duyduğu dönemlerde yıllık izin kullanmasına izin verilmediğini ileri sürerek işten ayrıldı. İşverenin, iş yoğunluğunu gerekçe göstererek izin taleplerini reddettiğini savunan işçi, haklarını alamadığı iddiasıyla İş Mahkemesi’ne başvurdu.
İşçi, 9 yıllık çalışma sürecinde bir seferde en fazla 6 gün yıllık izin kullanabildiğini ve kullanılmayan izinlerinin karşılığının da ödenmediğini öne sürdü. Toplam 68 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğunu belirten işçi, iş sözleşmesini yıllık izinlerinin kullandırılmaması nedeniyle haklı sebeple feshettiğini savundu. Ayrıca prim alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ve prim alacaklarının tahsilini talep etti.
İşveren ise çalışanın istifa ederek işten ayrıldığını, bazı yıllık izinlerini kullandığını ve kullanılmayan izinlerin ücretlerinin kendisine ödendiğini savundu. Prim ödemelerinin düzenli olmadığını ve performans ile kârlılığa göre değiştiğini belirten işveren, ödenmemiş prim alacağı bulunmadığını ifade ederek davanın reddini istedi.
İş Mahkemesi, işçinin toplam 82 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu belirleyerek iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine hükmetti. Mahkeme, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının kabulüne, prim alacağının ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verdi. İşverenin istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildi.
YARGITAY KARARI DEĞİŞTİRDİ
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi devreye girdi. Daire, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesine dikkat çekerek yıllık ücretli iznin kural olarak işveren tarafından bölünemeyeceğini, tarafların anlaşması halinde ise izin bölümlerinden birinin 10 günden az olamayacağını hatırlattı.
Somut olayda ise izin belgelerinde yer alan sürelerin 10 günden kısa olduğu tespit edildi. Yargıtay, söz konusu izinlerin işçinin kendi talebi ve rızasıyla bölündüğünü değerlendirdi.
Kararda, işçinin izinlerini daha uzun süreler halinde kullanmak istediğini en az bir ay önceden işverene bildirdiği ancak işveren tarafından buna rağmen daha kısa izin kullandırıldığı yönünde bir delil bulunmadığı belirtildi.
Yargıtay, işverenin çok uzun süre boyunca hiç izin kullandırmadığının veya talep edilmesine rağmen izinleri gerekçesiz şekilde engellediğinin de kanıtlanamadığına dikkat çekti.
Bu gerekçelerle işçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığı sonucuna varan Daire, kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetti.
Kararla birlikte yıllık izin belgelerinde 10 günden kısa sürelerin bulunmasının tek başına işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceği netleşti. İşçinin talebi ve rızasıyla kullanılan kısa süreli izinler geçerli kabul edilebilecek.