Yaşı 40’ın üzerinde olanlar iyi hatırlar. 1990’lı yılların başında Konak Meydanı’nda Valilik Binası’nın hemen yanında kumbaralar kurulmuştu.
İzmir Körfezi’nin temizlenmesi için Valilik bağış kampanyası başlatmıştı.
Elbette bağışla falan olacak değildi ama iş öyle çıkmazdaydı ki her yol deneniyordu.
Burhan Özfatura 1994’te ikinci kez İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra mecliste tarihi bir konuşma yaptı.
“Gerekirse belediye binasını satacağım ama İzmir Körfezi’ne kirlilik akışını önleyecek Büyük Kanal Projesi’ni tamamlayacağım” dedi.
Dediğini de yaptı. Pek bilinmez ama bugün Basmane Çukuru diye adlandırılan belediye arsası Büyük Kanal Projesi’nin finansmanı için satıldı.
Özfatura, Büyük Kanal Projesi için ciddi bir kaynak ayırdı. Çiğli’deki Biyolojik Arıtma Tesisi’nin açılışını yaptı.
Ama sistemi tamamlamaya görev süresi yetmedi.
***
Bürokratları, İzmir’in merhum Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın önüne göreve seçildikten sadece bir ay sonra 1999 yılı Mayıs ayında bir proje koydu.
Söz konusu proje İzmir’de o güne kadar gerçekleştirilen en büyük altyapı projesi olan Büyük Kanal’dı. Masada iki seçenek vardı.
Birinci seçeneğe göre o güne kadar 30 yıldır devam ettiği gibi pis su ve yağmur kanallarının ayrı yapım işleri devam edecekti.
Ama bu durumda İzmir Körfezi’ne en azından 30 yıl daha evsel ve sanayi atığı akmaya devam edecekti.
Ayrıca projenin maliyeti de o günlere göre belediye bütçesinin 10 katından daha fazla olacaktı.
İkinci seçeneğe göre ise pis su ve yağmur suları aynı borulardan akacaktı. Böylece, kanalizasyon atıklarını Çiğli’deki Arıtma Tesislerine ulaştıracak sistem birkaç yıl içinde tamamlanacaktı.
Yağmur suyu kanalları da sonraki yıllarda tamamlanacaktı.
***
Ahmet Piriştina, kentin kaderini etkileyecek kararını verdi.
İkinci projeyi seçti. Göreve geldiğinde Konak Vapur İskelesi’nden Güzelbahçe’ye kadar 1 metre bile Büyük Kanal borusu yoktu.
Güzelbahçe’de kanalizasyon sistemi bile yoktu. Atıklar foseptik çukuru yöntemi ile hallediliyordu. Hepsi tamamlandı.
Yüksel Çakmur’un büyük emek verdiği, Burhan Özfatura’nın “Tamamlamak için gerekirse belediye binasını bile satarım” dediği projede mutlu sona ulaşılmıştı.
2002 yılı Kasım ayında İzmir’in evsel ve sanayi atıklarının tamamı artık ileri biyolojik arıtma tesisine ulaştırılıyordu.
Dünyanın en büyük çevre projesi 30 yıl sonra nihayet tamamlanmıştı.
***
Aziz Kocaoğlu ve Tunç Soyer dönemlerinde yapılan paket arıtmalarla rekor kırıldı. TÜİK verilerine göre İzmir atık su arıtma konusunda arıtma konusunda açık ara Türkiye birincisi konumuna geldi.
Son 30 yılda İzmir Körfezi’ne kirlilik akışı olmasın diye 100 milyar liranın üzerinde para harcandı.
Bu yatırımların tamamı İZSU bütçesinden, yani İzmirlinin ödediği su paralarından yapıldı.
Ama yetmedi. Sorun tam olarak çözülmedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine 11 ay önce gelen Cemil Tugay kucağında devasa sorunlar buldu.
Çiğli’deki Arıtma Tesislerinin dördüncü fazı 15 yıl önce devreye girmeliydi. Ama yapılmamıştı. Beşinci faz çalışmalarının başlamamıştı.
Tugay hepsini başlattı. 12 milyar liralık SGK borçlarının tahsilatı nedeniyle zor günler yaşamasına rağmen belediye bütçesinden 5 milyar lirayı Körfez temizliği için ayırdı.
***
Maddi ve manevi bu kadar fedakarlıkların yapıldığı İzmir Körfezi son 3 gündür fiziksel kirliliğin yanında siyasi kirliliğin de konusu oldu.
Konak’tan Körfez’e yapılan deşarj görüntüleri ibretlik tartışmalara neden oldu.
Öncelikle şunu söylemek gerek. Temizlemek için 100 milyar liranın üzerinde kaynak ayıran İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlığı İZSU’nun Körfez’i kirletmesinin hiçbir mantığı yok.
Tabii işin içinde bir hainlik yoksa.
“Hainlik” sözünü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay açıkça kullanıyor.
Dahasını da şu ifadelerle ortaya koyuyor: “Kesin olan şey şu, o kirli su asla ve asla İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kanalizasyon hatlarından gelmiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU'yu kötülemek amaçlı bir kurgunun gerçekleştirildiği, çok emin olduğumuz kötü ve haince bir davranış. Böyle bir iftirayı hak etmedik. Bu mübarek günde bu yapılmaz, ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır, insafsızlıktır. Komplo olduğunu biz anladık, yapanlara yazıklar olsun.”
Tugay bu açıklamaları önce Egeli Gazete’ye yaptı. Sonra meclis toplantısında tekrarladı. Bu açıklamalar İzmir’in kent tarihine girdi.
***
Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı son 3 ayda İZSU’ya Körfez’i kirlettiği gerekçesiyle 8 milyon liranın üzerinde ceza kesti.
Ama son 30 yıl içinde Bakanlık Körfez’in temizliği için 1 lira bile para ayırmadı.
Dahası Bakanlık İZSU’ya kestiği cezalar gibi arıtma çalıştırmadan Körfez’e atık bırakan işletmelere de kestiği cezaları açıklamalı. Gediz’i kirleten hiç arıtması olmayan onlarca fabrika için ne yapıldığı da anlatılmalı.
Bu kadarı da yetmez.
Yaklaşık 6 ay önceki balık ölümlerine neden olan bakterilerin Alsancak Limanı’na gelen gemilerle geldiği kanıtlanmıştı.
Bakanlık Liman ve Alaybey Tersanesi kaynaklı kirlilik için de ne yapıldığını kamuoyuna bildirilmeli.
***
Ama madalyonun bir de diğer yüzü var.
Ortada çok ciddi bir durum var.
Bizzat Başkan Tugay, bir komplo olduğunu söylüyor.
Ama İZSU’nun sistemine kurumun içinden birilerinin yardımı olmadan ulaşmanın da mümkün olamayacağı yönünde iddialar da var.
Başkan Tugay’ın bir an önce bu konuya da açıklık getirmesi gerekiyor. İZSU’da sistemin güvenliğini sağlamayanlar ya da kötüye kullananlar varsa bunların da mutlaka ortaya çıkması gerekir.
***
Bakanlık ve Büyükşehir Belediyesi bunları yapmazsa “İzmir Körfezi’ne deşarj edilen su mu yoksa siyaset mi daha kirli?” karar vermek gerçekten zor olur.