Muğla Milas’ta, Akbelen Ormanı çevresinde 200 parsele yönelik acele kamulaştırma davası Danıştay 6. Dairesi’nde görülüyor. Duruşma saatinden önce danıştay önünde toplanan maden ve enerji projelerinin kıyısında yaşayan köylüler basın açıklaması düzenlediler. Açıklamaya Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, TİP Ankara İl Başkanı Fırat Çoban, Yeni Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, EHP Ankara İl Başkanı Ilgın Gürses destek verdi.
Açıklamada söz alan İkizköy Muhtarı Nejla Işık görülecek davanın yalnızca Akbelen’in değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki köylülerin mücadelesi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak ‘Şu anda köylü yerin on kat dibine sokuluyor, topraklarımız dinamitlerle patlatılıyor Bizler zeytinimiz için, toprağımız için, geçmişimiz ve geleceğimizi yaşatmak için bugün burdayız. Ne ölümüze ne dirimize huzur var bu dünyada, ama bizler bu işten asla vazgeçmeyeceğiz’ ifadelerini kullandı.
“Termik santral yüzünden kanser hastası olduk”
Muğla Yatağanlı Şerifan Yücel açıklamada söz alarak, eşini kanserden kaybettiğini ve kendinisinin de kanser hastası olduğunu belirtti. 21 yıldır kanserle mücadele ettiğini belirten Yücel, eşinin de akciğerlerinin termik santral dumanından etkilendiğini söyledi. Yücel, ‘Eşim sigara dahi içmiyordu. Bütün termik zehrinden biz kanser hastası olduk’dedi.
Evlerinin ve mezarlarının maden faaliyetlerinden zarar gördüğünü ifade eden Yücel, ‘Evlerimizin altından girdiler, mezarlarımızı bitirdiler. Bütün mezarlarımız göçük altında. Biz her gün stres halinde yaşıyoruz’ dedi.
Bakanlık Avukatı: “Hepimizin ailesinde kanser yok mu? Termik santralin ölüme yol açtığı nerden çıkıyor?”
Danıştay 6 Dairesi’nde görülen dava 9.30’ta başladı. Davada savunma yapan Enerji Tabii Kaynaklar avukatı, bölgedeki zeytin ağaçlarının Türkiye’deki toplam zeytin ağacı varlığı içerisindeki oranının düşük olduğunu savunurken, bölgedeki maden sahaları ve termik santrallerin kuruluş dönemlerinde zeytinlik alanlarda madenciliği kısıtlayan bir hüküm bulunmadığını ileri sürdü.
Bakanlık avukatı, Muğla ve Milas’taki zeytin ağacı varlığına ilişkin, ‘Muğla ve Milas’ta 20 milyon zeytin ağacı varlığı düşünüldüğünde oran sadece on binde sekiz nispetindedir. Ülkemizde 204 milyon zeytin ağacı varlığı düşünüldüğünde ise bu oran sadece yüz binde sekiz civarındadır’ dedi.
Kendi ailesinden örnek veren avukat, kanser vakalarının yalnızca termik santral ve madencilik faaliyetleriyle ilişkilendirilemeyeceğini savundu. Çorum’un Sırçalı köyünde orman köyünde büyüdüğünü belirten avukat, ‘Benim annem ve babam o köyde yetiştiler ve kanserden vefat ettiler. Şöyle baktığınız zaman 50 kilometre mesafede taş ocağı dahi yok. Yani bu nereden çıkıyor, termik santralin ölüme yol açtığı?’ ifadelerini kullandı.
Avukat, kanserin toplum genelinde yaygın olduğunu belirterek, “Hepimiz ölmeyecek miyiz? Marmaralıyız, Karadenizliyiz, İç Anadoluluyuz; hepimizin ailesinde kanser yok mu?” dedi
MAPEG Genel Müdürü:” Zeytin kanunu önümüzü tıkıyor”
Davada konuşan MAPEG (Maden Peteol İşleri Genel Müdürlüğü) Genel Müdürü Arslan Narin, madenlerin insan yaşamı için hava ve su kadar önemli olduğunu savundu. Enerji dönüşümüyle birlikte madenlerin öneminin daha da artacağını belirten Narin, 1995 yılında Zeytin Kanunu’na getirilen, zeytinliklere 3 kilometre mesafede madencilik faaliyetine izin vermeyen düzenlemeyi eleştirdi.
Narin Zeytin kanunun 'önlerini tıkadığını’ ifade ederek ’Bir zeytin ağacına, bir zeytinliğe 3 kilometre mesafede hiçbir madencilik faaliyeti yapılamaz’ hükmünün çalışmalarının önündeki sınırlamalardan biri olduğunu söyledi.
Şirket avukatı, santral kaynaklı ölüm iddiaları, çevre zararları ve emisyon değerlerinin davanın konusu olmadığını savundu. Bu konularla ilgili daha önce açılan davaların kesinleşmiş yargı kararlarıyla sonuçlandığını belirten avukat, ‘Santral kaynaklı ölüm iddiaları, çevre zararları, emisyon değerleri, bunların hiçbirisi bu davanın konusu değildir. Bu hususların birçoğu daha önceden kesinleşmiş yargı kararlarıyla reddedilmiştir’ dedi.
Dava sonrası açıklama: Mahkemeden olumlu bir karar çıkmasını bekliyoruz

Fotoğraf: Evrensel
Muğla Milas’ta Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinliklere ilişkin acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan davanın Danıştay 6. Dairesi’nde görülen duruşmasının ardından Akbelen avukatlarından Ali Arif Cangı, 7554 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin gündeminde olduğunu hatırlatarak, “İş işten geçmiş falan değil. Biz bir taraftan bu davayı kazanacağımıza inanıyoruz, diğer yandan Anayasa Mahkemesinden olumlu bir karar çıkmasını bekliyoruz” dedi.
Cangı, kanun hazırlığı sırasında zeytinliklere ilişkin mevcut düzenlemenin 20. maddesinin tamamen değiştirilmesinin gündeme geldiğini belirterek, ‘Onu değiştirmek istemişler ancak buna cesaret edememişler. Bu şekilde Milas ve Yatağan’ı kurban eden bir geçici madde eklemişler’ifadelerini kullandı.
“Kamu yararı biziz”
Duruşmanın ardından açıklama yapan Akbelen köylülerinden Esra Işık ise mücadelenin yalnızca Akbelen’le sınırlı olmadığını vurguladı. Işık, “Sadece Akbelen köylüleri olarak değil, sadece Milas’tan kalkıp gelmiş on bir köy olarak değil, memleketin dört bir tarafında bu şirketlerin baskısı ve talanı altında hayatta kalma mücadelesi veren köylüler olarak gidiyoruz” dedi.
Karadeniz’den Ege’ye, Doğu Anadolu’ya kadar farklı bölgelerden köylülerin duruşma için bir araya geldiğini belirten Işık, ‘Kamu yararı biziz. Kamu yararı bu memlekette üç beş tane patron değil, onların bir avuç daha fazla para kazanmak için yaptığı faaliyetler değil, onların çıkarı değil. Kamu yararı biziz’ şeklinde konuştu.
“Kamu yararı Perşembe Yaylası’dır, kamu yararı Akbelen’dir. Bu halktır, bu memlekettir” diyen Işık, zeytinliklerini ve yaşam alanlarını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.
Açıklamanın ardından köylüler Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) önüne gelerek açıklamada bulundular.
(EVRENSEL)