Doğaya, üç kuruşluk çıkar menfaatleri için düşman kesilen bir avuç imtiyazlı sınıf ile bunlara kısa dünya saltanatları uğruna arka çıkan anlayış, Allahın ülkemize bahşettiği zenginliklerle dolu tabiat varlığı dağları ovalarını, delik, değişik edip yok etme yarışındalar.
Ordunun Perşembe yaylalarını, Muğla’nın Akbelenormanlarını, ölümsüzlük ağacı zeytinlerini, Giresun’un dünya markası eşsiz fındığını, su kaynaklarını, vadilerini düşüncesizce katletmelerinin ardında acaba ne saklı?
Nedir bu coğrafyanın değerlerine bu kadar hınç, bu düşmanlık?
Değer mi kısa günün karı kazancı için geleceğin ufkunu ebediyen karatmak?
Rant aşkıyla daha ne kadar ağacı, tarım alanını, bitkiyi kesip, kökleyip, kazıyıp tüketecekler?
Akılsız hırsın, vicdansız arzuların cennetleri birer birer cehenneme çevirdiğini hiç mi görmüyorlar?
ZEYTİN AĞACININ SERZENİŞİ
Bakın, katliama uğrayan asırlık zeytin ağacı bile dile gelmiş, nasıl bize haykırıp isyan ediyor!
Ben bu toprakların üç bin yıllık zeytin ağacıyım. Benim yer yüzündeki tanrım, ilk insanlarla başlar. Kainattaki mevcut dört kutsal kitapta benden bahseder. Kur’an’da adına sure bulunan incirle birlikte tek bitkiyiz.
Anavatanımız Anadolu’dur…
Geçmişten bugüne insanlar için önemli bir besin ve ticaret metahı olarak mitolojilere efsanelere, dinlere, sanata yansıyıp, ışık kutsama, arınma, sağlık, spor, güzellik ve barış aracı olarak kullanılıp gelmekteyim. Zamanla gelişen teknolojiler ve araştırmalar ağacımın “meyve suyu”, zeytinyağının insan sağlığı için önemini ortaya çıkardıkça dünyada mahsulüm yükselen bir değer olarak talebim artmaktadır.
GELECEĞİN YAŞAM REÇETESİ
Gelecekte ürünlerimin, insanlık için bir sağlık iksiri olarak kaliteli yaşamın temel reçetesi olarak yer alacaktır.
Türlerimin üç dört bin yıla varan yaşlarda bile hâlâ üretime devam etmesi adımın ölümsüzlük ağacı olarak anılır hale getirdi.
Bugüne kadar ocağınıza ateş köz, sofranıza gıda, yemek, aş, bedeninize sağlık, sıhhat olup dolduran ömrünüzün yaşam kaynağı ağaçlar biz olmadık mı?
Koyununuza, kuzunuza, gölge, yem, kiliminize boya, elinize sabun, krem, saçınıza şampuan, kandilinizde ışıldayan biz zeytin değil miydik?
VATAN DEDİĞİNİZ KURU TOPRAK MI
Sizce vatan, dediğiniz bir kuru toprak parçası mı?
Onu dağlarından yağ, ovalardan, bal akıyor diye tüm dost tanımlanan düşmanı bu coğrafyaya hayran ve kıskanır hale getiren biz bilge ağaçlar değil miyiz?
Uğruna binlerce şehit verdiğiniz, her karışını şühedanın kanıyla suladığınız Anadolu, bir zeytinin özü, bir zeytinin kökü değil mi?
Peki öyleyse şimdi bize reva gördüğünüz bu katliam, bu yok ediliş neden?
Temcit pilavı gibi ikide bir hakkımızda ferman çıkarma vefasızlığı bize hak mı?
Tüm bunlardan sonra haydi elinizi vicdanınıza koyup cevap verin! Günübirlik bir rantın, günübirlik çıkarın uğruna bu kitlesel yok edilişin sebebi ne?
KAZANAN KİM, KAYBEDEN KİM?
Dalımız kainatta barış sembolü olarak uzanırken, beşikten mezara insanlığa hayat verirken bize karşı başlatılan savaş kimin?
Anadolu’muzun bu asırlık zeytin ağacının bu serzenişine, bu seslenişine sizce nasıl cevap verelim?
Bu işten kim kârlı, kim zararlı? Kim kazanır görünürken, kim kendi eliyle geleceğini yok ediyor?
Makan, mekan gözetmeksizin bu toprakların sahibi bu toprakların yaşayanları olarak hadi beraberce bir düşünelim...Ne dersiniz? Şimdi söz sizde...