Benim kurduğum ‘izmirdesondakika.com’ isimli internet gazetesiyle ilgili bir yazı yazılmış. Mithat Umutoğulları, “Marka mı bu… Emek mi? İzmir’de Son Dakika Savaşı” başlıklı yazısında beni “emek hırsızlığına göz kırpmakla” suçlamış.
Dahası “ahlaki bir sınavdan” bahsetmiş.
Tanımıyorsanız Umutoğulları’nın kim olduğunu, neler yaptığını Google’a ismini yazıp ya da onu iyi tanıyan birilerine sorarak öğrenin. Tek taraflı bilgi vererek sizi yanıltmayayım.
Ben de çok şükür yıllardır yazdıklarına itibar edilen bir gazeteci olarak cevap hakkımı kullanıp önce kendimi sonra da söz ettiği “İzmir’de Son Dakika” gerçeklerini tane tane 8 yaşında bir çocuğun anlayacağı sadelikle anlatayım.
***
İstanbul Üniversitesi’nin “Gazetecilik” bölümünü 1989 yılında birincilikle kazandım. Ailevi nedenlerle ikinci sınıfta Ege Üniversitesi’nin aynı bölümüne yatay geçiş yaparak 1993’te tamamladım. (Çoğu yakın arkadaşım bile bu bilgileri bilmez, 53 yaşında neden şimdi yazdığımı yazının ilerleyen bölümlerinde vereceğim bilgilerle daha iyi anlayacaksanız.)
Daha sonra 1997’de Ege Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü’nde Yüksek Lisans öğrencilerine verilen İngilizce eğitimini de tamamladım.
İzmir’de 1992’den beri gazetecilik yapıyorum.
Tam 12 yıl muhabirlik yaptım.
Yeni Asır, Milliyet, Hürriyet, Sabah, Yenigün başta olmak üzere çok sayıda gazetede ve dergide muhabir, istihbarat şefi, haber müdürü, editör ve yazı işleri müdürü olarak çalıştım. 2003’te Haber Ekspres Gazetesi’nde köşe yazarlığına da başladım. Yenigün, Posta ve Milliyet Gazetelerinde yazılara devam ettim. 9 yıldır da İzmir’de Son Dakika (izmirdesondakika.com) ve Egeli Gazete’de (egeligazete.com) köşe yazıyorum.
Bornova Belediyesinde 9 yıl basın danışmanı olarak görev yaptım. Bu süre boyunca merhum Hamdi Türkmen ağabeyin isteğiyle haftada 3 gün Milliyet Gazetesi’nde köşe yazıları yazdım.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesiyim.
Bu kentte ödül veren hemen her kurumdan gazetecilik ödülüm var. Bu ödüller arasında en önem verdiğim Şehir Plancıları Odası’nın bana 2 kez verdiği “Kente Katkı” ödülleridir. Bu ödüller siz başvuru yapmadan Oda’nın kendi araştırmalarıyla verilen bir ödüldür.
Eşim de gazetecilik üzerine akademik doktora yapan bir gazetecidir. Gazetecilikle ilgili bir de kitabı vardır.
Ve bunca deneyimden sonra eşimle birlikte 2016’da kendi yayın organlarımı (Egeli Gazete, İzmir’de Son Dakika ve Türk Haber Hattı) kurup Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlendim. Bu yayınlar 2019’dan itibaren de ticari şirket bünyesinde devam ediyor.
Tüm bu süreçlerden sonra 35 yıla yaklaşan gazetecilik mesleğinden edindiğimiz tüm mal varlığımız bir daire ve 11 yıllık bir otomobildir.
***
Gelelim İzmir’de Son Dakika meselesine…
İzmirdesondakika.com İnternet Gazetesi’ni kent haberleri ağırlıklı olarak 9 yıldır sürdürüyoruz.
Bu yayın organının gazetecilik ve yayıncılıkla ilgili patent hakları da (16 ve 38’inci maddeler) Türkiye Cumhuriyeti Patent Kurumu tarafından 2018’den itibaren tarafıma verilmiştir.
16’ıncı madde basılı yayın haklarını düzenler. 38’inci madde ise Haber ajansı hizmetleri, Radyo ve televizyon yayın hizmetleri ve Haberleşme hizmetlerini (internet servisi sağlama hizmetleri dahil) düzenler. Bu hakların hepsi 8 yıldır adıma tescillidir.
Gazetecilik eğitimi olmayan, hayatında hiç fiili gazetecilik yapmamış birileri çıkıp bir sosyal medya hesabı açabilir.
İzmirdesondakika adıyla da çok sayıda sosyal medya hesabı var zaten.
Ama internet gazetesi olarak bu isim adında ilk kez internet sitesini bizim aldığımız zaten belgelerle ortada.
Bizi taklit ederek 3 ya da 4 yıl sonra birilerinin yan adlarla başka bir internet haber sitesi açması onlara herhangi bir hak kazandırmaz.
Hem internet haber sitesini ilk açan olarak hem de yasal patent sahibi olarak bu marka üzerinde hak iddia etmemiz kadar doğal bir durum olamaz.
***
Zaten bu durum davalık oldu.
Ama konuyu buraya taşıyan biz olmadık. İronik bir durumdur ama patent sahibi olmamıza rağmen bizim hakkımızda “izinsiz kullanıyorlar” ihbarıyla suç duyurusunda bulundular. Elbette patentimizi ve diğer belgelerimizi sununca gerçek anlaşıldı.
O günden sonra biz de bu konuda yasal süreç başlattık. Sonuca yüce Türk mahkemeleri karar verecek.
Mithat Umutoğulları “İzmir’de Son Dakika kimin? Bunun için mahkemeye gerek yok” gibi bir cümle etmiş.
Zaten mahkeme sürecini başlatan Umutoğulları’nın savunduğu isimler oldu.
Biz kendi yolumuzda yürürken, kendi markamızla gazetecilik eğitim ve birikimimizle işimizi yaparken bizim hakkımızda suç duyurusunda bulunanlar onlar.
“Birileri çıkıyor, elinde bir dosya, dilinde bir cümle: Bu marka benim” şeklinde bir ifade var Umutoğulları’nın yazısında.
İşte tam da bu yazdığını yapanlar da onlar. Hepsi kayıtlı, hepsi belgeli.
***
Bu süreçte beni asıl üzen başka bir olay oldu. Dün İzmir’de Son Dakika’nın duruşması vardı. Şahitler dinlendi.
Karşı tarafın şahitlerinden biri şu cümleleri etti: “Gazetecilik için eğitim gerekmez. Böyle bir zorunluluk yoktur.”
Bu cümleler mahkeme zabıtlarına geçti. 34 yıldır içinde olduğum mesleğim adına en çok üzüldüğüm anlardan biriydi. Üstelik bu sözleri eden bizden 3-4 yıl sonra İzmir’de Son Dakika’ya yan bir ekle internet sitesi kuranların yazı işleri müdürüydü.
Mithat Umutoğulları ve onun gibiler Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği marka tescilini “bir kağıt parçası” diye niteliyor. Belli ki ciddi eğitimler sonunda alınan diplomalara da “Gazetecilik için gereksiz kağıt parçası” gözüyle bakıyorlar.
Elbette böyle düşünenler bilmez. İletişim fakültelerinin en önemli derslerinden biri de ‘Hukukun Temel Kavramları’dır. İki dönem, bir tam yıl alınan bir derstir.
Bu dersi almazsanız hukuk metinlerine “kağıt parçası” da dersiniz, başka şeyler de söylerseniz.
Ama iş “emek” konusuna gelince, orada durup kimlere bu lafı ettiğini bir düşüneceksiniz.
Ben de tüm çalışma arkadaşlarım da mesleğe değil emeğini ömrünü vermiş gazetecilerdir.
Kamu yararına bir haberin değerini üniversitelerdeki kıymetli hocalarından öğrenmiş, sonra da haber merkezlerinde dirsek çürütmüş, yazın sıcağı, kışın soğuğu demeden sokaklarda muhabirlik yapmış, gecesini gündüzüne katmış, ömrünü mesleğine adamış basın emekçileri olarak biz, kanunların bize verdiği haklarımıza da patentimize de kalemimize de sahip çıkacağız.
Gazeteciliğe kendi kurdukları sosyal medya adreslerinde ya da sitelerde başlayanların emek konusunda ahkam kesmeleri ancak trajik bir durum olur.
Ayrıca 5-10 yıl içinde sadece gazetecilik yaptığını söyleyip zengin olanlar, katlar, yatlar, araziler alıp lüks yaşam sürenler de kamuoyuna bir açıklama borçludur.
İzmir’de gazeteci olanların mal varlıkları mutlaka incelenmeli ve kaynağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
İzmir’de basın sektörüne giren sermayelerin de kaynağı ve amacı sorguya muhtaçtır.
Evet tam da “Ahlaki bir sınav” mevsimindeyiz.
Başta benim de üyesi olduğum İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) olmak üzere tüm kurumların İzmir’de Son Dakika başta olmak üzere pek çok alanda da sınavı veriyor. İGC bu konuda önemli açıklamalar yaptı. Mücadele etmeye de devam ediyor. Öte yandan İzmir Valisi Süleyman Elban, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde özellikle sosyal medya sitelerinde verilen yanlış bilgilerin gazetecilik mesleğine verdiği zararı dile getirerek bu konuda uyarıda bulunmuş ve gazetecilerin mesleklerine sahip çıkmalarını istemişti.
Gazetecilik ya kendini diplere çeken bu ağırlıklardan kurtulacak ya da her geçen gün kurtuluş umudu tükenecek.
NOT: Ben ve arkadaşlarım Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda bu ülkenin yasalarına ve kurallarına saygılıyız. Baskılar karşısında da diyeceğimiz, “Allah’tan başka da korkumuz yoktur!” Bu böyle biline….