Bir ülkenin temel taşlarından biri toplumsal değerleridir.
Bu yüzden kimileri, toplu tüfekle yıkamadıkları toplumları nifak sokarak, dedikodu yayarak, algı yaratarak, olduğundan farklı göstererek içten içe kemirirler…
Bu da toplumda huzursuzluk, dengesizlik, düşmanlık, saldırganlık yaratır.
Farkında mısınız, bir süredir ülkemiz tehdit altında…
Hem de beyinlerimiz tutsak edilerek…
Bunun için de iletişim kanalları çok amaçlı kullanılıyor. Bundan da en çok gençler etkileniyor.
Yani, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti'ni emanet ettiği gençlik sözünü ettiğim…
***
Laf uzatmadan sadede gelelim.
Toplumsal direnci kırmanın günümüzde iki etkili yolu var, tv kanalları ve sosyal medya…
İşin televizyon tarafında yerli diziler var.
Toplumun büyük çoğunluğunun yabancısı olduğu lüks yaşamı ekonomik sıkıntılarla boğuşan halka dayatma çabaları, uyuşturucu ve kaçakçılığı neredeyse yasal seviyeye oturmak için oluşturulan senaryolar, havuzu villalar, mafyatik tipler, para babaları, 21. Yüzyılın ‘şirin’ ağaları, yasadışı kolay para kazanma yolları, normalleşen iftiralar, yargısız infazlar, adaleti kendi sağlama sarhoşluğu, geleneksel değerlerle dalga geçen replikler ve daha neler neler…
Yıllarca dirsek çürütüp, mezun olunca iş bulamayan, çaresiz kalan, parasızlıktan sevdiğine kavuşamayan, evliliği sürekli erteleyen gençlere kötü örnek olmuyor mu sizce…
Çocuk yaşta sokak çeteleri nasıl oluşuyor sanıyorsunuz, kadın cinayetleri, akran zorbalığı…
Hep bu izleyiciden de destek bulan mafyavari diziler yüzünden…
Halk seviyor diye ellerini ovuşturan yapımcılar, toplumu normalinden çıkaracak hep türlü projeye destek veriyor.
Dram ve komedi dizilerini artık ara da bul…
İçinde şiddet, mafya, kalpazanlık yoksa iş yok; hayatın normal akışına ters yapımlar geliyor ekrana yıllardır…
Ve halk farkında olmadan şiddete davetiye çıkarıyor, çocuklarının geleceğine kötü örnek oluyor.
Hayat onlara böyle anlatılıyor.
Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de…
Belki eskiden dizi ortamını dengeleyen yapımlar vardı ama artık günümüzde bir ya da iki hafta bile tahammül edilemiyor normale, varsa yoksa şiddet, varsa yoksa mafya…
Siz seyredurun, gençlik elden gidiyor, bilesiniz.
***
Sosyal medya ise tam bir felaket…
Burada herkes bulunduğu konumun efendisi…
Ahlak ve adalet ortadan kalktı, büyük bir çoğunluk ona buna saldırayım, kişisel hakları yok sayayım, ben söyledim oldu diye övüneyim, iki küfür edeyim, arsızca sataşayım, bilgim olmadan bilgiçlik taslayayım, hayatın olağan akışını bozayım, kandırayım, aldatayım, vücudumu satayım, iftira atayım, lekeleyim, yok edeyim, elinden alayım, abartayım derdinde…
Bu saydıklarım öyle bir hal aldı ki, toplumsal bunalım geçirir hale geldik, haberiniz yok.
En azından kızların nasıl bir erkek istediği, erkeklerin kızlara nasıl baktığını bir okusanız, feleğiniz şaşar…
“Gençler neden evlenmiyor” diye soracağınıza, gençlerin bilinç altında nasıl bir savaş yaşandığını takip edin, yanıtını alırsınız.
Kimsenin birbirine güveni kalmamış… Hayal dünyasında yaşayan bir toplum… Çoğunluk emek vermek yerinde kolay para kazanma derdinde…
***
Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe seslenişinde, söylediği şu satırlar bugünleri anlatmıyor mu?
“Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir…”
Bu söz sadece askeri bir işgal olarak algılanmamalı…
Toplumsal kimliğimize bir saldırı olabileceği konusunda da uyarıyor Büyük Atatürk…
Sahi, sizce de birilerinin toplumu çöküntüye sürükleme çabası değil mi bu yaşadıklarımız…
İyi düşünün.
--------------------
05.01.2026
Hürol Dağdelen
[email protected]