George Orwell kimdir?
20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasında yer alan İngiliz romancı, gazeteci ve eleştirmen…
46 yıl süren kısacak yaşamına birçok kitabı sığdırmış…
Eserlerinde yer alan netlik, zeka, toplumsal adaletsizliğe karşı farkındalık ve totalitarizme karşı duruşu onun imzası niteliğindedir…
Bir de gazetecilik mesleği için söylediği, hafızalara kazınan o öğreti, o başyapıt…
“Gazetecilik birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir.”
***
Gazetecilik, evet net olarak budur… Mesleki gerçekçilik bu kadar keskin anlatılamazdı.
Günümüzde ise adının ‘Medya’ diye değiştirildiği gazetecilik bunun neresinde derseniz, Orwell’ın yaptığı tanımın çok uzağında diye nitelemek mümkün…
Haberciliğin haraç mezat parayla satıldığı, bu nadide mesleğin, gazetecilikle ilgisi olmayan kişilerin elinde menfaat ilişkisine dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz ne yazık ki…
Gerçek bu…
Hayatının 40 yılı gazetecilikle geçmiş, bu özel meslek dışında, hiçbir uğraşısı olmayan birinin, benim bizzat yaşadığım, duyduğum, gördüğüm olayların özetidir bu çarpıklık…
Peki ya genç gazeteciler… Hayallerinin mesleğini yapmak için bir gazetenin kapısından içeriye girdiklerinde yaşadıkları düş kırıklığı kimin eseri?..
Hani gazetecilik, ülkemizde demokrasiyi, halkın haber hakkını koruyan 4. kuvvetti…
Önce bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.
***
Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…
Gazetecilerin onuru, gururu, geleceği…
İzmir Valisi Süleyman Elban da, bu özel gün nedeniyle, dün sabah İzmir’de çeşitli, gazete, dergi ve basın kuruluşlarında görev yapan gazetecileri bir araya getirdiği, sorunların konuşulduğu, bir ölçüde mesleki açıdan yaşadığımız sıkıntıların dile geldiği, şehrimizin dertlerinin tartışıldığı bir kahvaltı düzenledi.
Mesleğine hayatını adamış duayen gazetecilerle genç meslektaşlarının buluştuğu bu özel günde pek çok şey konuşuldu…
Sayın Vali, sorduğumuz her soruyu açık yüreklilikle yanıtladı. Masasında ağırladığı biz deneyimli gazetecilerle, çevresinde bir hale gibi sardığı meslektaşlarımıza ders niteliğinde uyarılarda bulundu, bugüne kadar hiçbir kamu yöneticisinden duymadığımız şeffaflıkla mesleğimizde yaşanan erozyonu tanımladı.
Söze bugüne kadar alışık olmadığımız bir övgüyle başladı Sayın Elban…
Dedi ki:
“İzmir, gazetecilerin en iyi yetiştiği başarılı bir şehir… İstanbul’a en çok gazeteci, İzmir’den gitti. İzmirli gazeteciler ulusal yayın yapan İstanbul medyasına yön verdi, güç verdi. Bugün birçok başarılı gazeteci İzmirlidir, burada yetişmiştir. Bununla övünün.”
İnanın bana, 40 yıldır bu mesleğin içindeyim. Her safhasında çalışmış bir gazeteciyim. Hiçbir kent yöneticisinden böyle gurur verici tanımlama duymamıştım.
Aksine, bu güzel şehri yönetmeyi üstlenen pek çok belediye başkanının İzmir’in yerel gücünü küçümseyip ulusal kanallarla işbirliği yaptığını, sanayicisinin İzmir’den kazandığı paraları İstanbul’a taşıdığını gördü bu gözler…
Bu Valimizin “Kendinize gelin, gücünüzün farkında olun” uyasının ilk sözcükleriydi, mesleki eleştirilerini daha sonraya bıraktı ve George Orwell’ın söylediği sözü hatırlatan pek çok başlık açtı.
İşte onlardan biri:
“Gazetecilik ancak meslek aşkıyla yapılabilir. Bu zorlu meslek sevgi ve adanmışlık olmadan ya yapılamaz ya da hakkıyla yapılamaz. Sağlıktan, aileden, zamandan fedakârlık gerektirir.”
Ve diğerleri:
“Sosyal medya üzerinden gazetecilik eğitimi ve meslek terbiyesi olmadan yapılan paylaşımlar ciddi sorun… Kaynağı belli olmayan, etik süzgeçten geçmeyen paylaşımlar hem bireylerin kişisel haklarına zarar veriyor hem de toplumu yanıltıyor.”
“Gerçek gazeteciler doğrulama, kaynak kontrolü ve etik hassasiyetle hareket ediyor. İşini onuruyla yapan gazeteciler ‘doğru mu, yanlış mı’ diye düşünürken, etik kaygısı olmayanlar haberi çoktan yayıyor. Teknoloji maalesef bu noktada kötünün lehine bir avantaj oluşturuyor.”
“İyiye iyi, kötüye kötü demek gazeteciliğin görevidir. Doğru haberi kimse sevmez ama gazeteci doğruluktan vazgeçemez.”
****
Sayın Valim, gözlerimizin içine baka baka, mesleğimizin içine düştüğü durumu, yaşadığımız mesleki hakkaniyet sorununu, para karşılığı haber yapanları, birilerine mesleki şantaj yapıp köşeyi dönenleri, sucu, pilavcı gazeteci müsveddelerini ve mesleğin etik değerinin nasıl olması gerektiğini bir güzel anlattı.
Kendisine yürekten teşekkür ediyorum, sözlerinin her bir satırı için minnettarım…
Gerçekleri konuşmak insanlık görevidir çünkü, kaçılmaz. Hele ki bir şehrin en yüksek amiri, birinci adamı bunları söylüyorsa…
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde mesaj nettir.
Bugün paranın gücüyle gazeteciliği kullananlar, günün birinde gerçek gazetecilere, etik değerlere ihtİyaç duyacaklardır.
Çünkü gazeteci gerçeğin rehberidir. Haberi onun için kutsaldır. Satmaz, satamaz. Arkasında halk vardır.
Vatandaşı aldatamaz, mesleğini kendi çıkarı için kullanamaz.
Gazeteci taraf değil objektiftir, onun bunun adamı değil, halkın sözcüsüdür.
Tüm gerçek budur. Gerisi halkla ilişkiler…
Hepimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.
Sözün özü:¨
Mesleğinin değerini bil.
Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür gazeteci ol.
-----------:
10/Ocak/2026
Hürol Dağdelen
[email protected]