İzmir'de Son Dakika
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Rakamların dili ve hizmetin vicdanı
Mehmet Talat Şimdi
YAZARLAR
1 Mart 2026 Pazar

Rakamların dili ve hizmetin vicdanı

İzmir’de son günlerde İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Cumhuriyetin Kuruluşundan buyana, kullanımında olan mülklerin vakıflar genel müdürlüğü adına tescil işlemi ile siyasetin dili sertleştikçe, olan hemşerimize, sokağımıza ve geleceğimize oluyor. Ancak artık "kim ne dedi?" sığlığından çıkıp, rakamların ve rasyonel yönetimin dilini konuşma vaktidir. İzmir’in potansiyeli yüksek ama bu potansiyeli prangalarından kurtarmak için hem Ankara’nın hem de Büyükşehir’in şapkasını önüne koyması gerekiyor.

Bütçede Adalet: %3 Prangası

Rakamlar yalan söylemez. Son üç yılın bütçe verilerine baktığımızda İzmir, Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olarak genel bütçeye devasa bir katkı sağlıyor. Ancak hazineye aktardığımız her 100 liranın karşılığında kamu yatırımı olarak geri aldığımız pay maalesef %3’ler seviyesinde kalıyor. Bu tablo, İzmir’in "üvey evlat" hissetmesine neden olan en somut veridir. İzmir’in merkezi idare yatırım projeleri, altyapı yatırımları ve çevre projeleri birer lütuf değil, bu şehrin alın terinin doğal bir karşılığıdır. Ankara’nın bu "kaynak-yatırım" dengesini İzmir lehine revize etmesi, sadece İzmir’i değil, tüm Ege’yi kalkındıracak bir hamle olacaktır.

Yerelde Reform: Borç Sarmalından Hizmet Üretimine

Ancak madalyonun diğer yüzü de en az bu kadar kritik. Merkezi yönetimden kaynak talep ederken, elimizdeki kaynakları ne kadar verimli kullanıyoruz? Yerel yönetimlerin SGK prim borçları ve personel maliyetleri altındaki yükü, hizmet üretmeyi zorlaştıran bir "borç sarmalına" dönüşmüş durumda.

İzmir’in ihtiyacı olan; "çalışıyor gibi yapan" değil, iş tanımına uygun, nitelikli ve verimli bir personel yapısıdır. Kentin kaynaklarını personel maaşlarına hapseden değil, o personeli kenti kalkındıracak projelerin motoru haline getiren bir liyakat dönüşümü şarttır.

Kredi Onayı Değil, "Fayda Analizi" Dönemi

Yerel yönetimlerin dış krediler için onay beklemesi bir gerçek, ancak bu kredilerin halka anlatılma biçimi değişmeli. Belediyelerimiz, talep ettikleri kredilerin sadece miktarını değil; bu paranın hangi rantabilite hesabına dayandığını, kente ne kadar tasarruf sağlayacağını ve geri ödeme planının kenti nasıl etkileyeceğini şeffafça "İzmir Ortak Paydası"na anlatmalıdır.

Vatandaş şunu bilmeli: Alınan bu kredi sadece bir beton yatırımı mı, yoksa işletme maliyetlerini düşüren ve kendini 5 yılda amorti eden akıllı bir yatırım mı? Tasarruf ve verimlilik anlatılmadan talep edilen her kredi, geleceğe bırakılan bir yük olarak görülme riskini taşır.

Sonuç: Çözüm "Şeffaf Bir Sözleşme"de

İzmir’in kurtuluşu; Ankara’nın adaletli bir bütçe dağılımı yapması ve yerel yönetimin de kendi kaynaklarını profesyonel, siyasetten uzak ve verimlilik odaklı yönetmesinden geçiyor.

Geleceğin İzmir’i; merkezi yönetimin hakkını teslim ettiği, yerel yönetimin ise her kuruşun hesabını halka "tasarruf ve getiri" analiziyle verdiği bir güven ortamında kurulacaktır. Kavga ederek değil, rakamlarla konuşarak, projeyle ikna ederek ve en önemlisi İzmirliyi bu sürecin hakemi yaparak kazanacağız.

 

 

 

2025 yılında devletten en çok sosyal yardım alan iller.

Şırnak: %69

Hakkari: %63

Ağrı: %62

Şanlıurfa: %62

Van: %60

Mardin: %59

Muş: %56

Batman: %53

Bitlis: %53

Diyarbakır: %51

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika