İzmir'de Son Dakika
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bu kitap gerçekleri açıklıyor: Cevat Şakir salon erkeği mi, kültür devrimcisi mi?
Hürol Dağdelen
YAZARLAR
1 Mart 2026 Pazar

Bu kitap gerçekleri açıklıyor: Cevat Şakir salon erkeği mi, kültür devrimcisi mi?

Çocukluğumda babam, her akşam elinde üç gazeteyle eve gelirdi; Yeni Asır, Hürriyet ve Demokrat İzmir…  Zaman zaman da akşam saatlerinde basılan Ege Telgraf.

Günümüzde olduğu gibi iletişim bombardımanı altında geçmedi hayatımın çocukluk ve gençlik yılları…

Bilgi alışverişi ve haber takibinde iki kaynağımız vardı radyo ve gazeteler… 70’li yılların başında da siyah-beyaz televizyon…

İşte o dönemde, akşam babamın eve getirdiği gazeteler benim için kültürel açlığımı gideren harika birer eserdi…

 Köşe yazılarını okur, haberlere göz gezdirir, mahalle arkadaşlarıma ilk önce ben haber verirdim…

Bu tutkum 70’li yılların sonuna dek sürdü, yani gençliğimin o ateşli öğrenci olaylarıyla sarmalandığı yıllara…

Zordu, ümit kırıcıydı ancak kurtuluş ışığı hep vardı.

Bu süreçte yılmayan mücadelesiyle aklımda kalan bir isim var: Yazar ve fikir adamı Halikarnas Balıkçısı… Anadolu’nun kültür milliyetçisi olan bu ismin gerçek adı Cevat Şakir Kabaağaçlı’ydı… Bodrum tutkusu, kentin antik tarihteki adıyla özdeşleştirmişti onu…

Yani Bodrum’u dünyaya tanıtan sadece Zeki Müren değil, yazıları ve kitaplarıyla anlatan Cevat Şakir Kabaağaçlı’ydı…

Hani şu geçen yıl “Şakir Paşa ve Ailesi” adıyla yayına giden dizinin genç kahramanı…

Onun kültürel zenginliğini konu alan değil de daha çok magazinsel yönüyle, eşi ve babası arasında kalıp sıkışan bir kişilikle tanıdı izleyiciler…

Ama ben biliyordum  o, hayatı dogma fikirlerle mücadele içinde geçmiş, Girit doğumlu, İzmir ve Bodrum hayranı eşi bulunmaz bir entelektüeldi.

Ve onu bana ve okurlarına en iyi tanıtan, onun Türkiye çapında tanınmasında önemli bir pay sahibi olan isim, gazeteci, yazar ve fikir insanı Yaşar Aksoy’du…

***

Çocukluğumdaki gazete tutkum, sonra hayatım, mesleğim oldu. Yeni Asır’da göreve başladığım ilk aylarda tanımaktan onur duyduğum ve kendisinden çok şey öğrendiğim Yaşar Aksoy, yazılarıyla da sıkı takipçisi olduğum bir isimdi…

Pazar günleri yayınladığı “Ege’de Zaman” köşesi, okurları açısından, Anadolu ve özellikle Ege’nin kültür yolculuğunda önemli bir adımdı.

Yazılarında en çok konuk ettiği isim ise Cevat Şakir Kabaağaçlı’ydı. Onun entelektüel kimliği, yazar ve fikir adamı olarak topluma seslendiği edebi dünyası ve tutkulu Bodrum aşkını okurlarına iletmek en büyük çabasıydı…

Bu uğurda, Cevat Şakir’in hayatını incelemiş, kitaplarını okumuş, çocukları ve torunlarıyla röportajlar yapmış, izlenimlerini de okurlarıyla paylaşmıştı.  

Onun sayesinde Halikarnas Balıkçısı’nın hayat felsefesini öğrenmiş ve onun Ege tutkusunu kendime rehber edinmiştim.

Yaşar Aksoy, 1973 yılında aramızdan ayrılan bu kültür devrimcisini topluma tanıtmak için tutkulu bir yazar takibi yaptı ve Halikarnas Balıkçısı’nın adeta temsilcisi oldu.

O’na hayrandı ve bu hayranlığını hiç gizlemedi.

***

İşte o yüzden o diziyi izlerken, her sahnesinde,  “Yaşar ağabey acaba nasıl tepki verir” diye hep merak etmişimdir…

Haklı çıktım.

Yaşar Aksoy, hasta atağında dahi, dizinin yapımcısı ve senaristini bulup görüşmüş ve bazı hatalarını sıralamıştı.

Cevat Şakir bu değildi.

Bu nedenle yapımcı Fatih Aksoy, Yaşar ağabeyin bu ısrarlı çabaları sonucunda kendisine şu müjdeyi vermişti.

Dizinin yeni yayın dönemindeki bölümlerinde Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın külltürel kimliğine ağırlık verecek, daha aydın bir toplum için verdiği ölümsüz mücadelesine ışık tutacaktı.

Bunu nereden mi öğrendim. Yaşar Aksoy’un yeni kitabından… Yani “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi” adlı eserinden…

Yaşar Aksoy, Cevat Şakir’in gerçek yaşam mücadelesini, anılara, belgelere, tanıklara, köye yazılarına dayanarak dile getiriyor son kitabında…

Okuyucuya birçok sürprizi var Aksoy’un...… 

Oxford mezunu bu gencin, dizide gösterildiği gibi bir salon erkeği değil,  Anadolu’nun gerçek kültür devrimcisi olduğunu öncelikle…

***

Kitabın her satırını okudum, yıllarca bu özel insanı takip etmiş biri olarak bir kez daha tanık oldum hayatına… Mücadele tutkusuna.. Hiç bırakmadığı yaşam mücadelesine… Edebi kimliğine… Dost tavırlarına… Nasıl baba katili olduğuna... Kürek mahkumu olarak çektiği eziyetli günlere... manevi oğlu yazar Şadan Gökovalı’ya  ve daha birçok sırlarına…

Bakın Yaşar Aksoy’un yaptığı bir röportajda, İzmir’deki Smyrna kazılarının mimarı ünlü arkeolog rahmetli Ekrem Akurgal, O’nun Anadolu’nun kültürel devrimcisi olduğunu nasıl anlatıyor. Hem de yanlış bilinen toplumsal bir gerçeği ortaya çıkararak:

“Biz Cumhuriyet’in ilk dönemi arkeologları bazı ilkesel ve evrensel kabullerden ayrılamazdık. Bu doğrultuda nice antik çağ kalıntısına ‘Grek/Helen’ dememiz, böyle tarihlememiz gerekiyordu. Bundan da Anadolu’nun geçmişte bir Yunan ülkesi olduğu manası çıkıyordu. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı bey buna karşı çıktı. Anadolu uygarlıklarının bu toprakların orijinal, özgün bir dönemi, sayfası ve gerçeği olduğunu, Yunan olmadığını ısrarla öne sürdü. Doğal ki bilim adamı değil, duygu adamıydı. Onun bu fikirlerini önemsemedik zamanında. Ama haklıydı, sizler de haklıydınız. Anadolu uygarlıkları tipik bir özgün uygarlıktır. Anadolu uygarlıklarının halkları da Yunan değildir. Troya’ya saldıranlar Yunan’dır ama Troya’yı koruyan Anadolu halkları Yunan değildir.”

***

Bu kitapta daha bunun gibi yanlış bilinen birçok gerçeğe tanıklık edeceksiniz ve bir kez daha Anadolu toplumunun bilinç yolculuğuna olağanüstü katkılar yapan Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya hayran kalacaksınız.

Çünkü Yaşar Aksoy’un titiz kalemiyle Cevat Şakir Kabaağaçlı yalnızca bir yazar değil, Anadolu’nun sesi, Akdeniz’in vicdanı, çağdaş Türk hümanizmasının kurucusu olarak yeniden doğuyor.

Sözün özü; bu nadide eseri mutlaka okuyun ve çocuklarınıza okutun.

Çünkü Anadolu’nun ve Türk insanının, Cevat Şakir Kabaağaçlı gibi topluma ışık veren, yaratıcı ve doğru bilgilendiren gençlere her zamankinden daha çok ihtiyacı var.

Hem bugün hem de yarın.

----------------------------------------

01/03/2026

Hürol Dağdelen

[email protected]

 

     

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika