İzmir'de Son Dakika
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Cemil Tugay gerçeği ve bir gazetecilik başarısı
Hürol Dağdelen
YAZARLAR
2 Temmuz 2026 Perşembe

Cemil Tugay gerçeği ve bir gazetecilik başarısı

Mesleğinden taviz vermek uğruna kılıktan kılığa giren algı tutkunu bir takım habercilerin, bir televizyon kanalından CHP’yi hedef alarak, Atatürk’ün kurduğu partiyi yıpratma, bölme ve hatta kapattırma çalışmaları aslında yeni değil…

Bunlar daha önce de yaşandı. Ancak bu kez iş daha büyük boyutlarda…

Bu kez halk çaresizlik cenderesine sokulmak isteniyor. 

Belgeye, kanıta dayanmadan sadece duyumlarla hareket ederek, birilerinin gözünde “ben söyledim, oldu” ödülünü kazanmak için olmadık taklalar atan bu halkla ilişkiler fenomenlerinden biri, geçen akşam da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a laf attı.

Dedi ki, “Cemil Tugay AK Parti’ye geçecek. İzmir de AK Parti’nin olacak.”

Zat-ı muhteremin bu söyledikleri, yıllardır AKP’nin hayali… Ancak olmayacak duaya amin demekten de kendilerini alamıyorlar.

Sanıyorlar ki Cemil Tugay da, CHP’li olduklarını söyleyip, bu partinin oylarıyla belediye başkanı seçilen, ancak “yargılanırım” korkusuyla  AKP’ye kapağı atan fırıldaklar gibi hareket edecek.

Oysa Cemil beyi hiç tanımamışlar.

---

Cemil Tugay’ı Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı sürecinden beri izliyorum.

Öncielikle bir siyasetçi değil Cemil Tugay, o nedenle seçildiği ilk günden beri şu meşhur sözünü söyler:

“Ben halkın memuruyum. İzmir’e, İzmirlilere hizmet için buradayım.”

Ve de şu kritik cümleyi:

“Ben İzmir’de CHP’lilerin oylarıyla seçildim. Başka bir partiye geçmem söz konusu değil. Halka ihanet etmem.”

Bu sözleri defalarca söylemesine rağmen, algılar peşini bırakmadı:

“AKP’ye geçecek, eminim,  başka çaresi yok” dayatmalarıyla…Hatta yemin billah edenler bile var.

----

İzmir, diğer şehirlere benzemez. Kolay teslim olmaz.  70’li yıllardan beri siyaseti yakından izlerim. İzmir’de partisini satan bir belediye başkanı daha görmedim. Benim gözümden kaçanlar da olabilir, onlar da ses getirmemiş tiplerdir…

Çünkü bir kenti yönetmek için başa gelip, çeşitli nedenlerle partisini değiştirmek İzmirlilerin benimsediği bir hareket değildir. Direk yok sayar.

Bunu İzmir’de siyaset yapan her politikacı bilir. Yola öyle çıkar.

Cemil Tugay da başkan seçilirken bu toplumsal değeri  gözetti,  “İzmirlilere ihanet etmem.”

Cemil başkan inatçı bir kişiliğe sahiptir, zor insandır, inandığı yolda hareket eder, kimseye de kolay kolay boyun eğmez, onu yargı sopasıyla da, “butlan”cı zihniyetle de satın alamazsınız.

Bu nedenle öyle bir hareket çekti ki, herkes şaştı kaldı. Kimse beklemiyordu böyle bir değişimi…

Algıcılar, “AKP’ye geçecek” derken, o ters köşe yaptı. CHP’den istifa edip “Bağımsız” oldu.

Bunu yaparken, hem birlikte hareket ettiği dava arkadaşı Özgür Özel’in elini güçlendirdi, hem de butlancı Kılıçdaroğlu’nun Tugay’ı devirip, meclisten kendi adamını başkan seçtirme planını suya düşürdü.

Partisini de dedikodulardan uzak tuttu.

Seçkin bir tavır.

Kimileri, “AKP yönetimi isteseydi Cemil Tugay’ı çoktan kendi safına çekerdi. Her türlü imkan var ama AKP’liler Tugay’ı istemiyor” diyerek algı yaratıyorlar.

Hiç de öyle değil…

İzmir’i yargı yoluyla ya da başka sebeplerden ele geçirmek için elinde çok büyük bir fırsat var AKP’nin… Tugay istese, kapıları açık…

Ancak AKP’lilerin sevgili İsmail Saymaz’a da söyledikleri gibi, “Cemil Tugay’la çalışmayı düşünmüyoruz” sözleri hiç inandırıcı değil…

Zira karşı taraf izin vermeyince, buna cüret edemiyorlar.

Ben şuna inaniyorum.  İzmir’a başkan seçildiğinden beri Cemil Tugay’ın ısrarla söylediği bir söz var. “Ben İzmirlilerin oylarına ihanet etmem. Onların oyları bana emanet.”

Siyaset fırıldakları ne yapsa da ona bu sözünü yediremediler. İlk gün ne söylediyse, bugün da aynı inançla hareket ediyor Başkan Tugay.

Peki bir gün rüzgar tersine dönerse... Size tek şey söyleyebilirim,  “O zaman Türkiye’de siyaset bitmiştir.”

Ben buna ihtimal vermiyorum.

------ 

Bu gelişmelerin ışığında...

Gazeteciliğin masa başında yapılmadığını, takipçiliğin şart olduğunu, her haber kaynağının mutlaka görüşünün alınması gerektiğini, objektif ilkelere bağlı kalmayı bir kez daha kanıtlayan ve Türkiye’nin gündemine oturan Egeli Gazete ailemi de bir kez daha kutlamak istiyorum.

Zira artık duyumlarla, algıyla habercilik yapmak gazetecilik değil, halkla ilişkiler alanına girdi.

Maddi ya da manevi beklenti olmadan habercilik yapmak artık hayal..

Oysa ki, dedikodu üreterek, algı yaratarak sonuç almayı kafasına koyan halka ilişkiler fenomenlerini çürütmek, objaktif gazetecilikle mümkün…

İşte başta Mustafa Yılmaz ve genç çalışma arkadaşlarım bunu yaptı ve bir gece önce o malum kanalda iddia edilen “Tugay, AKP’ye geçecek” iddiasına karşı ertesi gün Başkan Tugay’ı aradı ve doğruyu haber yaptı.

Tugay’ın “Başka partiye geçmem söz konusu değil. İzmirlilerin oylarına ihanet etmem” sözleri Türkiye gündemine oturdu. Türkiye çapında gazeteler, Egeli Gazete’nin haberini manşete taşıdı.

Oysa ne günler süren belgeler araştırıldı ne de kanıt takibi…

O sabah sevgili Mustafa’nın toplantıda genç meslektaşım Ela’yı görevlendirmesiyle başladı süreç:

“Başkan Tugay’a ara ve gerçekleri öğren.” 

Sadece bir telefon… Samimi, çıkar gözetmeden, kamuoyuna sadece gerçekleri haber yapmak isteyen gazetecilerin açtığı bir telefon…

Birebir başkanın ağzından, tek söz abartmadan…

Üstelik günün  aynı dakikalarda, bazı haber sitelerinde hala daha “Tugay, AKP’ye geçiyor” haberi kamuoyuna servis edilirken…

Hiç kusura bakmayın arkadaşlar haberciliğin esası budur.

Bir algı rüzgarına maruz kalan Başkan Tugay’ı arayıp gerçekleri  öğrenmek bu kadar mı zor?…

Gazetecilik bu değil ki, sizin yaptığınız halkla ilişkiler… Masa başında insanlara laf atmak, yaralamak icraatınız… Gerçekleri yazmak işinize gelmez.

Oysa ki daha birkaç gün önce yine bizim gazetede Türkiye’de ilk kez yayınlanan haberi okusaydınız bu “bilinçli” algı operasyonuna yeltenmezdiniz.

Ne demişti Başkan Tugay, CHP’den istifa edip “Bağımsız”lığı tercih edince, “Başka partiye geçmeyeceğim. Yeni bir parti kurulursa  sayın Özgür Özel’le birlikte hareket edip o partiye katılacağım.”  

Bu sözleri  de ilk kez sıcağı sıcağına Egeli Gazete yayınladı kamuoyuna… Başka gazeteler bizden paylaştı.

İşin sırrı bir telefon…

Egeli Gazete’nin Başkan Tugay’la habercilik dışında bir bağlantısı yok, ortaklığı, çıkar ilişkileri de.

Sadece gazeteciliğin hakkını vermek…

Siz bu kadar mı çekiniyorsunuz Başkan’la konuşmaktan… O zaman sizin yaptığınız haberciliğin ne değeri var.

Bu abuklukları yaşayınca yine o duayen gazeteci George Orwell’ın gazetecilik için söylediği o objektif tanım aklıma geliveriyor:

“Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir.”

Mesleği gazeteci  olanın, gerçekleri yazmaktan başka çıkarı olamaz.

Ne kadar maddi ve manevi zorluk yaşasa da, tercihi objektif haberciliktir.

Toplumda uyanışın temeli de budur.

------------

02.07.2026

Hürol Dağdelen

[email protected]

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 İzmir'de Son Dakika