İzmir'de Son Dakika
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Gazetelerde görünmeyenler
Yaşar Aksoy
YAZARLAR
15 Temmuz 2025 Salı

Gazetelerde görünmeyenler

Gazetelerin üst ve ön cephesinde patronlar, genel yayın müdürleri, diğer
müdürler, yazarlar, şunlar, bunlar vardır.. Piramit’in en tepesi yani..
Bu kişiler kademe kademe aşağı doğru uzanırlar..
Peki en dipte kimler vardır?..
Hadi onları anlatalım..
Biz şimdi 1980 sonrası Yeni Asır’dan örnek verelim.. Ama benim örneklerim
başka gazetelerin de alt kademeleri için geçerlidir. Şema, aynı şemadır..
tabandakiler, en diptekiler, hepsi birbirine benzerler.. Emekçinin dibidirler..
Hepsinin portreleri gözümün önünde, ama soy isimleri filan bazen uçmuş. Hem
teleksimize, hem de santrale bakan civanmert Enver Kaya’nın yardımı ile isimleri
toparladık. Enver Kaya bir ara Yeni Asır’dan sonra Sözcü gazetesinin sorumlu
müdürlüğünü yaptı. Yaşa sen Enver’cim.
Teleks görevinde daha sonra Özgür Coşkun’un çok genç yaşlarında çalıştığını
unutmayalım. Özgür, sonraları Yenigün gazetesinin ve şimdilerde İZ gazetesinin yazı
işleri müdürlüğünü üstlendi..
Adnan ve Gülay Erbesler dostlarımız yıllarca santralı yönettiler..
KARANLIK ODA’DAN BAŞLIYORUZ
Önce filmlerin yıkandığı karanlık odadan başlayalım. Caner Ermiş, Sıtkı
İstanbullu, daha sonra Anadolu Ajansı’na geçen Karşıyakalı Murat ve görev
başında kazada ölen merhum arkadaşımız Osman Öksüz’ün oğlu Cem Öksüz
başrollerdeydiler.
Gece yarısından sonra karalık odanın işi bitince, biri gelip karanlık odada uyurdu,
çünkü yatacak yeri yoktu. Kimdi o?.
Grafiker Bülent Turmuş idi, sonradan Mertcan Türkoğlu ismini aldı. Bir gün
sabaha karşı oracıkta uyurken, aniden gazeteye gelen patron Dinç Bilgin onu
yakaladı, ama hiçbir şey yapmadı, kim olduğunu sordu, sonra yürüdü gitti. Mertcan
şimdilerde Amerika’da bir belgesel yönetmenidir, iyi mi?.
Mert Türkoğlu imzasıyla Abdülhamit zamanında Amerika’ya gönderilen Osmanlı
develerinin hikayesinin belgeselini çekti ve “Haci Ali” isimli devecinin belgeselinin
galasını peş peşe ABD şehirlerinde yaptı. Deve hayranı Coniler onu avuçlarını
patlatırcasına alkışlıyorlar, ben de gururlanıyorum bu kardeşimle..
Beni de danışman atadı. Biz şimdi Camel sigarasının üstündeki devenin
hikayesini dünyaya anlatıyoruz. Bizim Mert, daha sonra Amerika’da Türkiye
düşmanlarının baskı ve zulmünden uzaklaşmak için “Matt Bremen” ismini aldı.. Hadi
buradan yakın bakalım. Aferin arkadaşımıza.. Ne yazık ki 2025 yılı itibari ile Mert,
ABD’de beyin ameliyatları ile savaşmakta. Sağlık dilerim sevgili Mert’e..
Yavuz Aşkın’ımız vardı… Pikajör, ilan tahsildarı ve nihayet karanlık odada
çalıştı. Hikayesini bilmediği için, sayfaya çakılacak PİSA kulesi fotoğrafını yamuk
bulup, kuleyi teknik bir atraksiyonla düzeltmesiyle, dimdik yapmasıyla gırgır tarihine
geçmiştir.
KAMERA USTALARI
Sarışın ve güleç yüzlü Levent Günerken’i de hatırlıyorum ve çok seviyorum;

yıllar sonra İstanbul’da Kadıköy’de bir milli mücadele sergime ve imza günüme geldi,
kucaklaştık, gözlerim ıslanmıştı, ama belli etmedim. Zeki Nacir, Ali Osman Taş,
Mehmet Gürgen kardeşim hep gözlerimin önünde…
Kamerada milliyetçi cefakar Faik Kalkan vardı.
Renk ayrımı bölümünde, Ali Günaydın, Remzi Göçmen, Abdüllatif Kulsadık
isimli üç güzel insan görev yapmaktaydı.
MONTAJDA KİMLER VAR?..
Geldik montaj bölümüne, burada kameraya gitmeden önce tüm sayfalar montajla
hazır hale getirilecektir. Montaj tahtalarının başında beyaz saçlı artistik giyimli Özcan
Kıyak, sert bakışları ve aceleci emeği ile elindeki montaj bıçağını sallamaktadır.
Kıyak çocuktur ama bir de inadı tuttu mu semt kabadayısı olup çıkıverir. Adem
Dalgalı, Esat Sivaslıoğlu, Nejat Müjdat Nartaş gibi güzel insanlar bu montaj
derdine yıllarca emek vermişlerdir.
Ha unutmadan, bilgisayarlı sistem daha tam gelişmeden grafik işleri sanat
ustalıkları yüksek arkadaşların elle çizim ve pikaj yöntemi ile gerçekleşiyordu.
O dönemde Gıcık Servisi’nin yanıbaşındaki bir odada bu işler için, Haluk, Arda
Bilgili, Babat abi, Orhan Aksoy, Bahattin Ertük çalıştılar.
BÜTÜN YÜK ŞOFÖRLERDE
Şoförlerimizin başında Enver Çankaya vardı, gazetenin tüm yükünü
omuzlamıştı.
Pek maşallah sempatik ama ciddi duruşlu sevgili Kaan İlhami Polat ise Saruhan
Ayber’in şoförüydü.
Ali Selimler, patron vekili Aydın Bilgin’in şoförüydü, Allah ona kolaylık versin
derdik hep.
Mehmet Rıfkı Alpkaya ise, gazetenin tabanında her işe koşan bir emekçiydi.
Öptüm onu.
Gazetenin kapısında ise emekli oluncaya kadar çalışan Bircan Vatansever
kardeşim vardı. Diğer arkadaşları unuttum.
Unuttuklarım beni affetsin..

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT MAGAZİN SPOR RÖPORTAJLAR GENEL
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2025 İzmir'de Son Dakika